Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/3692 E. 2020/4319 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3692
KARAR NO : 2020/4319
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

Adalet Bakanlığının, 25/03/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki hükmün açıklanmasına dair Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2018 tarihli ve 2017/820 esas, 2018/1065 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 07/05/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında 12/07/2013 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 21/10/2013 tarihli iddianameyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve 2014/159 esas, 2014/648 sayılı kararıyla TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 03/02/2015 tarihinde kesinleştiği,
2- Daha sonra sanığın denetim süresi içinde işlediği iddia edilen “dolandırıcılık” suçundan dolayı mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesini müteakip, hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması üzerine, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2018 tarihli ve 2017/820 esas, 2018/1065 sayılı kararıyla hüküm açıklanarak sanığın TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve 2014/159 esas, 2014/648 sayılı kararı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilerek 03/02/2015 tarihinde kesinleştirilmiş ise de,
7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ” (1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun’un 35. maddesinde yer alan, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 – 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır…” şeklindeki düzenlemeler uyarınca öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılması, önceki adresine tebliğ yapılamaz ise bu defa sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılması, mernis adresinin tespiti halinde 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre tebliğ yapılması, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun’un 35. maddesine göre tebligat yapılması gerektiği,
Somut olayda, sanık hakkında verilen kararın, sorgusu sırasında mahkemeye bildirdiği “…” adresine gönderildiği, tebligatın iade edilmesi üzerine, mernis adres araştırması yapılarak Tebligat Kanun’un 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılması gerekirken, daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmayan adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi gereğince yapılan tebliğin usulsüz olduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik kararın kesinleşmemesi nedeniyle belirlenen denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2018 tarihli ve 2017/820 esas, 2018/1065 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık hakkında 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi uyarınca TCK’nın 191. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması karşısında, TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca sanığın ancak “kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi veya tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması” hallerinde hüküm açıklanabileceğinden, sanığın denetim süresi içinde işlediği iddia edilen “dolandırıcılık” suçu nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi de yasal olarak mümkün olmamakla birlikte,
Kanun yararına bozma talebiyle bağlı olarak yapılan incelemede, 13/11/2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığın bilinen son adresinden taşınmış olması nedeniyle tebliğ edilememesi üzerine MERNİS adresine Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken 35. maddesine göre tebliğ edilmesinin usulsüz olması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve 5 yıllık denetim süresinin başlamadığı, bu nedenle CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediği gerekçesiyle hükmün açıklanamayacağı anlaşılmış olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
D) Karar:
Açıklanan nedenlere göre; hükmün açıklanmasına dair Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2018 tarihli ve 2017/820 esas, 2018/1065 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.