YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4035
KARAR NO : 2020/4318
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
Adalet Bakanlığının, 20/05/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … (Küflü) hakkında yapılan yargılama sonucunda, sanığın TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/119 esas, 2014/264 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 05/06/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
Sanığın 24/12/2013 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu bakımından yapılan yargılama sonucunda, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/119 esas, 2014/264 sayılı kararıyla TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17/10/2011 tarihli ve 2010/37831 esas, 2011/56078 karar sayılı ilâmında “… Hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi, altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörülmüştür.
Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, nedenleri tartışılıp, dosya kapsamına uygun, somut, yasal ve yeterli gerekçenin gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca aynı maddenin (2) veya (6). fıkralarındaki olasılıklardan hangisi tercih edilirse edilsin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde zorunluluk bulunmakta olup belirtilen tedbirlerin uygulanmaması yönünden, mahkemeye takdir hakkı tanınmamıştır. …” şeklinde belirtildiği üzere,
19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere iki seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği,
diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkûm olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği ve anılan maddenin (2) veya (6). fıkralarındaki olasılıklardan hangisi tercih edilirse edilsin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde zorunluluk bulunduğu cihetle, mahkemenin bu hususları tartışarak sanığın hukuki durumunu tayin ve takdir etmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/119 esas, 2014/264 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesi uyarınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin yapılan yargılama sonucunda, birinci fıkraya göre doğrudan hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği ya da altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilebileceği, bununla birlikte belirtilen üç seçenekten biri uygulanırken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve sanığın davranışlarına dayanması gerekmektedir.
Mahkemece bu üç seçenekten biri uygulanırken gerekçe gösterilmişse gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığı ancak olağan yasa yolu incelemesinde denetlenebilir, olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma isteği üzerine denetlenemez. Ancak Mahkemece hiç gerekçe gösterilmemişse bu durum kanun yararına bozma konusu yapılabilir. Diğer yandan, açıkça yasaya aykırı olan veya kendi içinde çelişen bir gerekçe, gerekçe sayılmaz.
Bu nedenle, somut olayda olduğu gibi Mahkemece bu üç seçenekten biri tercih edilip birinci fıkraya göre doğrudan hapis cezasına hükmolunurken hiçbir gerekçe gösterilmemesi yasaya aykırı olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
Ayrıca, bozma nedenine göre yeniden yapılacak yargılama esnasında, hükümden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasının mahkemece dikkate alınması mümkün görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/119 esas, 2014/264 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA; aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.