Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/5183 E. 2021/12024 K. 18.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5183
KARAR NO : 2021/12024
KARAR TARİHİ : 18.11.2021

İNCELENEN KARARLA
İLGİLİ BİLGİLER
Mahkemesi :Ceza Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle; temyiz edenin sıfatı, başvurusunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
Sanık hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteminin CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki tahliye talebinin reddine,
28/02/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmesine, 18/11/2021 tarihinde Üye …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ

28.10.2018 tarihli Olay, Yakalama ve El Koyma Tutanağına göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü narkotik suçlarla mücadele ekibi tarafından, aynı gün Hollanda-Amsterdam’dan gelerek İstanbul Atatürk Havalimanına inen Hollanda Kraliyet Havayolları’na ait KL-1613 sefer sayılı uçağın yolcu bagajları şut altı tabir edilen bölümünde narkotik madde arama köpeği vasıtasıyla yapılan kontrolde, sanık Didier Augusto Alvarez Gaviria’ya ait olduğu tespit edilen valizde uyuşturucu madde bulunduğuna dair yoğun şüphe oluşması üzerine, 2 numaralı bagaj alım bandında gerekli tertibatlar alınarak beklenmiş ve sanık bagajını aldıktan hemen sonra durdurulmuş, valizde yapılan aramada zulalanmış vaziyette 1388 gram (net 870 gr) kokain ele geçirilmiştir.
Yürütülen soruşturma sonucunda, sanık hakkında açılan kamu davasına istinaden yapılan yargılama neticesinde, Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarihli kararıyla, sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçundan dolayı TCK’nın 188/1-4a ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına hükmolunmuş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 17.6.2020 tarih ve 2020/1125 sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Olay tutanağı ile dosyadaki diğer belgeler incelendiğinde; önceden yapılan tespit ve takibi müteakiben, sanığın valizini bagaj bandından teslim aldıktan hemen sonra polis tarafından yakalandığı ve yapılan aramada valizin içindeki uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerin müdahalesiyle sanığın uyuşturucu maddeyi ülkeye sokmasına engel olunduğundan, sanığın işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.
İthal “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının her hangi bir yerinden sokulması” (Erman/Özek’ten aktaran: …, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulmuş sayılması için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmiş olması gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibariyle ülkeye sokulan maddenin satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir.
Doktrinde yukarıda açıklanan görüşü destekleyen çok sayıda yazar bulunmaktadır. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (Yiğit İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu’na göre de, “İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” (Vural Savaş-Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610).
Somut olayda, Türkiye’ye giriş havalimanından yapılmış olmakla birlikte, sanığın işlediği suç, teşebbüs hükümlerinin uygulanması açısından gümrük kapılarında işlenen suçlarla benzerlik arz etmektedir. Zira sanığın Amsterdam’da valizini uçağa teslim etmesinden sonra uçağın şut altı bagaj bölümüne konulan valiziyle irtibatı kesilmiş ve valizi üzerinde kontrol ve tasarruf imkânı kalmamıştır. Uçak Türkiye’ye iner inmez şut altı bagaj bölümünde narkotik köpeği marifetiyle yapılan kontrolde valizde uyuşturucu madde bulunduğu anlaşılmış ve sanık takip edilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla, valiz uçakla Türkiye’ye getirilmiş olmakla birlikte, sanık valizini teslim alır almaz polis tarafından yakalandığından, sanığın valizi üzerinde kontrol sağlaması ve içinde taşıdığı uyuşturucu maddeyi Türkiye sınırları içinde satış, satışa arz etme ve başkalarına verme gibi tasarruflarda bulunması önlenmiştir. Bu suretle sanığın fiili olarak uyuşturucu maddeyi ülkeye sokmasına engel olunduğundan, sanığın elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ithal etme suçu, elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamış ve teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Dava konusu olayda, sanığın valizini ülke dışında uçağa teslim ettikten sonra valiziyle (ve içinde taşıdığı uyuşturucu madde ile) irtibatının kesilmiş olduğu ve şut altı bagaj bölümünde bulunan valizindeki uyuşturucu maddenin Türkiye’ye iner inmez polis tarafından yakalandığı dikkate alınmaksızın, uyuşturucu maddenin Türkiye’ye getirilmiş olduğunun, dolayısıyla uyuşturucu madde ithal etme suçunun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi, işlenen fiilin özellik arz eden yönlerini göz ardı eden, şeklî bir yaklaşımın tezahürüdür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanığın işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etmek suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında TCK’nın 188/1-4a maddesi uyarınca tayin edilen cezadan TCK’nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatini taşıdığımdan, sanık hakkında ilke derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 17.6.2020 tarih ve 2020/1125 sayılı kararının bozulması yerine, temyiz isteminin esastan reddi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.18.11.2021