Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/5439 E. 2020/4343 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5439
KARAR NO : 2020/4343
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

Mahkeme : SAKARYA Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : 1)Mahkûmiyet; Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/04/2019 tarihli, 2018/319 esas ve 2019/184 karar sayılı kararı ile
2)İstinaf başvurusunun esastan reddi; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin 11/06/2019 tarihli, 2019/1425 esas ve 2019/1473 karar sayılı kararı ile

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin, 08/03/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 299/1-1. cümlesine getirilen değişiklik uyarınca takdiren reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır.
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin, sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların eleştiri ve aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Dosya kapsamına göre, sanığın 10/05/2018 tarihinde hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan ayrıca soruşturma yürütülen tanık …’e uyuşturucu madde temin ettiği sabit olup, söz konusu olayda alışveriş, tanık …’in kullandığı hareket halindeki araç içerisinde gerçekleştiğinden, satış yapılan yerin açıkça tespit edilemediği, dolayısı ile bu olay yönünden sanık hakkında TCK’nın 188/4-b fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmadığı da göz önüne alındığında, 21/04/2018 tarihli olay nedeniyle düzenlenen fiziki takip tutanağında, hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan ayrıca soruşturma yürütülen tanık … (…)’un çalıştığı “… Kafe” isimli iş yerine gelen sanığın, tanık …’ya avucunun içerisinde ne olduğu tespit edilemeyen bir şey verdiği ve tanık …’nın da sanığın ayrılmasının ardından, sanıktan aldığı maddeyi kasa bölümündeki sigara paketi içerisine koyduğu’ ifadelerine yer verilmiş olup, aynı tarihte düzenlenen olay tutanağında ise, “…’nın bulunduğu kafe bilgisayarının olduğu masanın üzerindeki sigara paketi, huzurda açılıp kontrol edildiğinde, içerisinde kağıt mendil içinde peçete naylonuna sarılı 2 adet MDMA içeren hapın ele geçirildiğinin” belirtildiği, ancak dosya içerisinde söz konusu aramaya ilişkin “adlî arama kararı”, “yazılı arama emri” veya “önleme araması kararı” bulunmadığı, ayrıca tanık …’nın 12/04/2019 tarihli celse alınan yeminli beyanında, “polislere arama kararı olup olmadığını sorduğunda, olmadığını söyleyip, üzerini ve işyerini aradıklarını” belirttiği anlaşılmakla; 21/04/2018 tarihinde söz konusu iş yerinde arama yapılabilmesi için CMK’nın 116-119. maddeleri uyarınca alınmış “adlî arama kararı” veya “yazılı arama emri” olup olmadığının veya “yer, zaman ve süre” yönünden somut olaya uygunluk gösteren “önleme araması” kararı bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa temini ile dosyaya eklenmesi; arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmaması halinde, yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı olup Anayasanın 38/6, CMK 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b maddelerine aykırılık oluşturup hükme esas alınamayacağı da dikkate alınarak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 188/4-b ve 43. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde yer alan “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir…” şeklindeki düzenleme ve TCK‘nın 52/4. maddesinde yer alan “…ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” ibaresi birlikte dikkate alındığında, mevcut yasal düzenlemelerle çelişmediği ve infazı kısıtlamadığı halde, adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında TCK’nın 52/4. maddesinde yer alan ihtara yer verilmemesi,
3)Hükümden sonra 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile yapılan değişik nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin 11/06/2019 tarihli, 2019/1425 esas ve 2019/1473 karar sayılı hükmü hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, suçun niteliği, tutuklu kalınan süre ve bozma sebebine göre sanık hakkındaki salıverilme talebinin reddine, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca dosyanın Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine, 28/09/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.