Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/6427 E. 2020/4126 K. 23.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6427
KARAR NO : 2020/4126
KARAR TARİHİ : 23.09.2020

Mahkeme : ANTALYA Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : a) Mahkûmiyet; Antalya 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli, 2015/394 esas ve 2017/203 sayılı kararı
b)İstinaf başvurularının esastan reddi; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesinin 26.12.2017 tarihli, 2017/1655 esas ve 2017/1292 sayılı kararı

Sanıklar …, …, … ve … müdafilerinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin istemlerinin, 696 sayılı KHK’nın 100. maddesi ve 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilerek duruşmasız olarak inceleme yapılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hüküm sanıklar …, … ve … ile tüm sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Her ne kadar tebliğnamede, sanıklar arasında …’ın ismi yazılmış ise de; sanık …’ın kararı temyiz etmediği anlaşıldığından sanık … hakkında temyiz incelemesi yapılmamıştır.
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanıklar …, … ve … ile tüm sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri temyiz sebeplerinin hükümlerin hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede;
1-Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … haklarındaki temyiz istemlerinin incelenmesinde:
Sanık … hakkında, 11.06.2015 ve 16.06.2015 tarihinde … ve … tarafından getirilen uyuşturucu maddeleri satmak amacıyla satın aldığını beyan ederek kendi suçunu ortaya çıkardığı gerekçesiyle etkin pişmanlık hükümleri uygulanmış ise de, sanığın 08.05.2015 tarihinde kullanıcılar … ve …’a ayrı ayrı uyuşturucu madde sattığı, sanığın bu iki eyleminin sabit olduğu anlaşıldığından etkin pişmanlık koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uygulanması, suretiyle sanığa eksik ceza verilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararına yanlış anlam verilerek, 5237 sayılı TCK’nın 53/b maddesinin uygulanmaması yerinde değil ise de, bu durumun 7242 sayılı yasa ile yapılan değişiklikler de dikkate alınarak infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf taleplerinin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanıklar …, … ve … ile sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, hükmolunan ceza miktarları dikkate alınarak sanıklar …, … ve … hakkındaki tahliye taleplerinin reddine,
2-Sanık … hakkındaki temyiz isteminin incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın 05.08.2015 tarihli eylemi nedeniyle hakkında, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüğüne uymaması üzerine hakkında kamu davası açıldığı, Antalya 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli, 2015/974 esas ve 2016/400 sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 22.04.2020 tarihli, 2019/1838 esas ve 2020/2030 karar sayılı ilamı ile
temyizden vazgeçme nedeniyle incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine 22.04.2020 tarihinde kesinleştiği, sanık hakkında aynı eylemi nedeniyle verilmiş bir mahkumiyet hükmü bulunduğu anlaşıldığından, sanığın 05.08.2015 tarihli eylemi nedeniyle
açılan kamu davasında CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiği, bu durumda sanığın sadece 16.08.2015 tarihli eyleminin sabit olduğu, zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,
2-24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararına yanlış anlam verilerek 5237 sayılı TCK’nın 53/b maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde olup, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 26.12.2017 tarihli, 2017/1655 esas ve 2017/1292 sayılı kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
28.02.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’ne gönderilmesine, 23.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.