YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/687
KARAR NO : 2020/3414
KARAR TARİHİ : 14.09.2020
Adalet Bakanlığının, 20/02/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine dair İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2019 tarihli ve 2019/181 esas, 2019/987 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 25/02/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 01/10/2017 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 04/12/2017 tarihinde TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, bu kararın 09/03/2018 tarihinde tebliğ edildiği, ancak itiraz hakkının gösterilmediği,
2- Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğ edildiği, sanığın 05/04/2018 tarihinde tedbirin infazına başladığı, ancak erteleme süresi zarfında 13/10/2018 tarihinde tekrar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı,
3- Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2019 tarihli ve 2019/181 esas, 2019/987 sayılı kararıyla “… denetim süresi içerisinde meydana gelen 13/10/2018 tarihli suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı…” gerekçesiyle, “sanığın beraatine” ve “01/10/2017 tarihli ilk suça ilişkin denetimli serbestlik dosyasının gereğinin takdir ve ifası amacıyla İzmir C. Başsavcılığına iadesine” karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, adı geçen sanık hakkında 01/10/2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçuna ilişkin 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 191/3. maddesi uyarınca bir yıl denetimli serbestlik süresi belirlendiği, denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında 13/10/2018 tarihinde sanığın tekrar atılı suçu işlediğinden bahisle sanık hakkında aynı Kanun’un 191/4. maddesi uyarınca kamu davası açıldığı, ancak mahkemece sanığın 13/10/2018 tarihli ikinci suçu işlediğine ilişkin yeterli ve inandırıcı kanıt olmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmış ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde, “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4-b maddesinde, “b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde düzenlemeler yer aldığı, yine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesinde, “Beraat kararı; e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, ,…Hallerinde verilir.” biçiminde bir düzenlemeye yer verildiği;
Somut olayda ise sanığın 01/10/2017 tarihindeki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma fiilini işlediğinin kendi ikrarı ile de sabit olduğu, bu itibarla hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanığın 13/10/2018 tarihindeki ikinci fiili işlemediği gerekçesi ile beraat kararı verilemeyeceği, aksi halde uyuşturucu madde kullanmak suçundan bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (“Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,) bağlanmış olduğundan, mahkemece sanığın tekrar uyuşturucu madde kullanma suçunu işlemediği kanaatine varılması durumunda, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 14/09/2015 tarihli ve 2015/8259 esas, 2015/3572 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2019 tarihli ve 2019/181 esas, 2019/987 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (b) ve (c) bendlerinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında;…Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,… hâlinde, hakkında kamu davası açılır. “,
Aynı maddenin 5. fıkrasında ise “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (b) ve (c) bendleri uyarınca erteleme süresi zarfında tekrar uyuşturucu madde kullandığı iddia edilerek, ilk suçtan verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılan ve hakkında dava açılan sanık hakkında her iki suça ilişkin deliller birlikte değerlendirilerek erteleme süresi zarfında işlendiği iddia edilen ikinci suça ilişkin mahkûmiyete yeterli delil bulunup bulunmadığı tespit edilip bu ikinci suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğuna kanaat getirilmesi halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen ilk suça ilişkin olarak yargılama şartı gerçekleşmiş olduğundan yargılamaya devamla ilk suça ilişkin davanın esası hakkında bir hüküm verilmesi gerektiği,
Aksi durumda, yani erteleme süresi zarfında işlendiği iddia edilen ikinci suça ilişkin olarak mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına kanaat getirilmesi halinde ise, TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (b) ve (c) bendlerinde yer alan, erteleme süresi zarfında “tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma veya uyuşturucu madde kullanma” koşulları gerçekleşmemiş olacağından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen ilk suça ilişkin olarak yargılama şartı bulunmadığı gözetilerek, bu aşamada yargılama şartının gerçekleşmesi beklenmek üzere CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği, anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, somut olayda olduğu gibi erteleme süresi zarfında işlendiği iddia edilen ikinci suça ilişkin olarak Mahkemece delillerin değerlendirilmesi ve takdir edilmesi sonucunda mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına kanaat getirilmesi halinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen ve yargılamanın asıl konusunu oluşturan ilk suça ilişkin olarak yargılama şartı bulunmadığı gözetilerek, bu aşamada yargılama şartının gerçekleşmesi beklenmek üzere CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca “durma kararı” verilmesi gerekirken, TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir kovuşturma konusu yapılmasına yasal engel bulunan ikinci suça ilişkin olarak beraat kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu,
Bununla birlikte, esasen Mahkeme tarafından açıkça ikinci suça ilişkin olarak beraat kararı verilmiş olduğundan, bu aşamada yargılamanın asıl konusunu oluşturan ilk suça ilişkin olarak verilmiş bir beraat veya başka bir hüküm de bulunmadığı, ancak hüküm fıkrasında yer alan “01/10/2017 tarihli ilk suça ilişkin denetimli serbestlik dosyasının gereğinin takdir ve ifası amacıyla İzmir C. Başsavcılığına iadesine” şeklindeki ifadeden anlaşıldığı üzere Mahkemenin iradesinin ilk suça ilişkin olarak “yargılamanın durmasına ve bu suça ilişkin denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına” karar verilmesi olduğu, anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, Mahkemece, erteleme süresi zarfında işlendiği iddia edilen ikinci suça ilişkin olarak mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına kanaat getirilmesi halinde yargılamanın asıl konusunu oluşturan ilk suça ilişkin olarak CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca “durma kararı” verilmesi gerekirken, TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir kovuşturma konusu yapılmasına yasal engel bulunan ikinci suça ilişkin olarak beraat kararı verilmesi ve sonra da sanki ilk suça ilişkin olarak durma kararı verilmişcesine çelişkili hüküm kurularak hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan, hükmün karıştırılması halinde Mahkemenin iradesi açık şekilde ortaya çıkmadığı için kazanılmış haktan da söz edilemeyeceğinden kanun yararına bozma talebi bu değişik gerekçeyle kabul edilmiştir.
Ayrıca soruşturma aşamasında sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararda ve tebliğ evrakında, sanığa erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğu, itiraz süresi ve merciinin gösterilmediği anlaşılmış olup, sanık hakkında Mahkemece durma kararı verildikten sonra tedbirin infazına devam edildiği aşamada sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğunun tebliğ edilmesi mümkün görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlerle, sanığın beraatine dair İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2019 tarihli ve 2019/181 esas, 2019/987 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 14.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.