YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7299
KARAR NO : 2020/5558
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2018 tarihli ve 2018/308 esas, 2018/205 sayılı kararı ile Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2019 tarihli ve 2018/476 esas, 2019/29 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 04/08/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiası ile, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, 01/03/2018 tarihli, 2018/2079 soruşturma, 2018/2727 esas ve 2018/648 sayılı iddianame ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3, 53, 54 ve 63.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2- Kanun yararına bozma istemine konu Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2018 tarihli ve 2018/308 esas, 2018/205 sayılı kararı ile; sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek tensiple birlikte görevsizlik kararı verildiği, kararın 04/04/2018 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşerek dosyanın görevli Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği,
3- Yapılan yargılama sonucunda kanun yararına bozma istemine konu Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2019 tarihli ve 2018/476, 2019/29 sayılı kararı ile; sanık hakkında daha önce “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan kamu davası açılmadığı ya da sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilerek sanığın denetime tabi tutulmadığı, bu şekilde kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle sanık hakkında açılan kamu davasının TCK’nın 191. ve CMK’nın 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine karar verildiği, kararın 23/03/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sırasında eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi kapsamında kaldığından bahisle mahkemenin görevsizliğine dair Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2018 tarihli ve 2018/308 esas, 2018/205 sayılı kararının itiraz edilmeden 04/04/2018 tarihinde kesinleşmesini müteakip, yapılan yargılama sonucunda kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının düşürülmesine ilişkin Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2019 tarihli ve 2018/476 esas, 2019/29 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre;
1- Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2018 tarihli ve 2018/308 esas, 2018/205 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Her ne kadar anılan Mahkemesince sanığa atılı eylemin münhasıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlenen suçu içerdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; aynı Kanun’un 191/8. maddesinde yer alan “Bu Kanunun; a)188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b)190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda, sanık hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 01/03/2018 tarihli iddianamesi ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan dolayı kamu davasının açıldığı, ancak Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanığın eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, mahkemesince sanığın eyleminin münhasıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi kapsamına girdiğinin değerlendirilmesi halinde yargılamaya devamla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde görevsizlik karar verilmesinde,
2- Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2019 tarihli ve 2018/476 esas, 2019/29 sayılı kararı açısından yapılan incelemede;
a- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/8. maddesinde yer alan “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, anılan Ağır Ceza mahkemesince sanığın eyleminin münhasıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi kapsamına girdiğinin değerlendirilmesi halinde yargılamaya devamla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği, bu haliyle karşı görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
b- Kabule göre de, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/1. maddesinde, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde düzenlemeler karşısında, somut olayda mahkemesince açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleşmediği düşünülüyorsa dava hakkında durma kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2018 tarihli ve 2018/308 esas, 2018/205 ve Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2019 tarihli ve 2018/476 esas, 2019/29 sayılı kararlarının bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan açılan kamu davasında Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2018 tarihli ve 2018/308 esas, 2018/205 sayılı kararı ile sanığın eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu,bu nedenle Asliye Ceza Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, görevsizlik kararının itiraz edilmeden 04/04/2018 tarihinde kesinleşmesini takiben, yapılan yargılama sonucunda Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2019 tarihli ve 2018/476 esas, 2019/29 sayılı kararı ile kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
1-Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2018 tarihli ve 2018/308 esas, 2018/205 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Her ne kadar anılan sanığa atılı eylemin münhasıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ise de; 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/8. maddesinde yer alan, “Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, somut olayda, sanık hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 01/03/2018 tarihli iddianamesi ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı kamu davasının açıldığı, ancak Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, mahkemesince sanığın eyleminin münhasıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi kapsamına girdiğinin değerlendirilmesi halinde yargılamaya devamla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde görevsizlik karar verilmesi, kanuna aykırıdır.
2-Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2019 tarihli ve 2018/476 esas, 2019/29 sayılı kararı açısından yapılan incelemede;
A-) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/8. maddesinde yer alan “Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, anılan Ağır Ceza mahkemesince sanığın eyleminin münhasıran 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi kapsamına girdiğinin değerlendirilmesi halinde yargılamaya devamla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği, bu haliyle mahkemece karşı görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, davanıın düşmesine karar verilmesi kanuna aykırı olduğu gibi, ,
B-)Kabule göre de; 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/1. maddesinde yer alan , “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, somut olayda mahkemesince açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleşmediği düşünülüyorsa dava hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden davanın düşmesine karar verilmesi de kanuna aykırıdır.
D-) Karar:
Açıklanan nedenlere göre; Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden;
1- Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2018 tarihli ve 2018/308 esas, 2018/205 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için,
2-Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/01/2019 tarihli ve 2018/476 esas, 2019/29 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için,
dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
14/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.