YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7303
KARAR NO : 2020/6678
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2017 tarihli ve 2017/756 esas, 2017/730 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 06/08/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli hakkında, 30/07/2017 tarihinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiası ile, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2017 tarihli, 2017/24469 soruşturma, 2017/9188 esas ve 2017/1792 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3, 53, 54, 55 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2-Yapılan yargılama sonunda kanun yararına bozma istemine konu Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2017 tarihli ve 2017/756 esas, 2017/730 sayılı kararı ile; sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/161 esas ve 2016/265 sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda belirtilen denetim süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullandığı gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın 29/03/2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
3-Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde, sanık hakkında 03/01/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca 28/04/2016 tarihli ve 2016/3802 soruşturma, 2016/213 sayılı kararı ile beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği,
anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2017 tarihli ve 2017/756 esas, 2017/730 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti suçundan Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 26/10/2017 tarihli ve 2017/24469 soruşturma, 2017/9188 esas, 2017/1792 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası neticesinde, mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı eylemin münhasıran anılan Kanun’un 191/1. maddesindeki suçu oluşturduğundan bahisle mahkûmiyetine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 8. fıkrasında “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2017 tarihli ve 2017/756 esas, 2017/730 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2017 tarihli ve 2017/756 esas, 2017/730 sayılı kararı ile sanığın eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanığın Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/161 esas ve 2016/265 sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda belirtilen denetim süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullandığı gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de;
1- Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde, sanık hakkında 03/01/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca 28/04/2016 tarihli ve 2016/3802 soruşturma, 2016/213 sayılı kararı ile beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesinde yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında,
Somut olayda; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan daha önce Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca 28/04/2016 tarihli ve 2016/3802 soruşturma, 2016/213 sayılı karar ile beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, kanun yararına bozma incelemesine konu dosyanın suç tarihinin 30/07/2017 olduğu anlaşıldığından, mahkemece kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediği, beş yıllık erteleme süresinin hangi tarihte işlemeye başladığı, erteleme kararının kaldırılıp kaldırılmadığı, 03/01/2016 tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılıp açılmadığı hususlarının araştırılması, sonucuna göre 30/07/2017 tarihli eylemin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının beş yıllık erteleme süresi içerisinde işlendiğinin ve 03/01/2016 tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmadığının tespit edilmesi halinde, sanığın 30/07/2017 tarihli eyleminin denetimli serbestlik kararının ihlâli niteliğinde olacağı ve ayrıca bir suç oluşturmayacağı gözetilerek mahkemesince kamu davasının düşmesine ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği, gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır.
2-Kabule göre de;
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/8. maddesinde yer alan, “Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b)190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırıdır.
Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklandığı üzere; mahkemece, sanık hakkında 03/01/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/04/2016 tarihli ve 2016/3802 soruşturma, 2016/213 sayılı beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediği, beş yıllık erteleme süresinin hangi tarihte işlemeye başladığı,erteleme kararının kaldırılıp kaldırılmadığı, 03/01/2016 tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılıp açılmadığı, dava açılmış ise ne şekilde karar verildiği hususlarının araştırılması, sonucuna göre 30/07/2017 tarihli eylemin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının beş yıllık erteleme süresi içerisinde işlendiğinin ve 03/01/2016 tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmadığının tespit edilmesi halinde, sanığın 30/07/2017 tarihli eyleminin erteleme kararının ihlâli niteliğinde olacağı ve ayrıca bir suç oluşturmayacağı gözetilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesi düzenlemesine göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşmesine ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlere göre; 30/07/2017 tarihli eylemin, 28/04/2016 tarihli, 2016/3802 soruşturma ve 2016/213 sayılı karar ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının ihlâli niteliğinde olup olmadığının araştırılması, sonucuna göre, 30/07/2017 tarihli eylemin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının beş yıllık erteleme süresi içerisinde işlendiği, erteleme kararının ihlâli niteliğinde olduğu ve ayrıca bir suç oluşturmadığının belirlenmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesi düzenlemesine göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşmesine ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden; Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2017 tarihli ve 2017/756 esas, 2017/730 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince değişik gerekçe ile kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
04/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.