Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/7306 E. 2020/6030 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7306
KARAR NO : 2020/6030
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükümlü … Aydın hakkındaki İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13/10/2014 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı ek kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 23/08/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A)Konuyla İlgili Bilgiler:
1-Hükümlü … Aydın’ın 09/10/2007 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 09/03/2008 tarihli, 2008/20549 soruşturma, 2008/8080 esas ve 2008/3516 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2- İlk hükümle İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 25/12/2008 tarihli ve 2008/1534 esas, 2008/1373 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ayrıca aynı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın yüzüne karşı verilen kararın 26/01/2009 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,.
3- Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 16/12/2009 tarihli çağrı yazısının bilatebliğ iade edilmesi üzerine aynı adreste 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 29/03/2010 tarihinde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyası kapatılarak müdürlüğün 16/07/2010 tarihli yazısı ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
4- İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/02/2011 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı kararı ile, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı gerekçesiyle, 10 ay hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, kararın 16/05/2011 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştirildiği,
5- Sanığın 19/03/2012 tarihinde verdiği dilekçe ile infazın durdurulmasını talep etmesi üzerine, İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 10/04/2012 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı ek kararı ile, talebin reddine karar verildiği, sanığın ek karara karşı itiraz yoluna başvurduğu, itirazı inceleyen İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26/04/2012 tarihli ve 2012/129 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği,
6- Sanığın bu kez 13/10/2014 tarihli dilekçesi ile 6545 sayılı Kanun’un lehe hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi üzerine, kanun yararına bozma istemine konu İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13/10/2014 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı ek kararı ile 6545 sayılı Kanun’da lehe düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle infaza devam edilmesine karar verildiği, ek kararın 31/10/2014 tarihinde cezaevinde tutanakla tebliğ edilerek kesinleştirildiği,
anlaşılmıştır.
B)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak suçundan sanık … Aydın’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1-2-6 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan hapis cezasının infazının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına dair İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 25/12/2008 tarihli ve 2008/1534 esas, 2008/1373 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığından bahisle 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasının aynen infazına dair, anılan Mahkemenin 23/02/2011 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlünün uyarlama talebinin reddine ilişkin İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13/02/2014 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Hükümlü hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan hükümlü hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,
b) Hükümlü bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”
Karar verilmesinde zorunluluk bulunmasının gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13/02/2014 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı ek kararının bozulması istenilmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Her ne kadar kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında karar tarihi “13/02/2014” olarak gösterilmiş ise de, karar tarihinin “13/10/2014” yerine maddi hata sonucu “13/02/2014” olarak yazıldığı kabul edilerek yapılan değerlendirmede;
Sanığın 13/10/2014 tarihli dilekçesi ile 6545 sayılı Yasanın lehine olan maddelerinden yararlanmak istemesi üzerine İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13/10/2014 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı kararı ile dosya üzerinden 6545 sayılı Yasanın 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinde hükümlü lehine olabilecek bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle “değişiklik yapılmasına yer olmadığına, ilamın infazına devam edilmesine” karar verildiği anlaşılmış olup;
Hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Hükümlü hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan hükümlü hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,
b) Hükümlü bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması karşısında; mahkemece 6545 sayılı Yasanın 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinde hükümlü lehine olabilecek bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle “değişiklik yapılmasına yer olmadığına, ilamın infazına devam edilmesine” karar verilmesi kanuna aykırıdır.
Ancak; Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden MERNİS’ten alınarak dosyasına konulan nüfus kaydında hükümlünün 06/07/2020 tarihinde öldüğü belirtildiğinden, bu hususun araştırılarak ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden MERNİS’ten alınarak dosyasına konulan nüfus kaydında hükümlünün 06/07/2020 tarihinde öldüğü belirtildiğinden, bu hususun araştırılarak ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13/10/2014 tarihli ve 2010/1935 esas, 2011/434 sayılı ek kararının CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince değişik gerekçe ile kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
21/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.