YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15381
KARAR NO : 2022/176
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
Mahkeme : TUNCELİ 1. Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Suç tarihleri 15/10/2009, 28/02/2017, 25/09/2018, 17/09/2019 olmasına karşın gerekçeli karar başlığında 27/09/2018, 17/09/2019 olarak yazılması,
2- Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Sanığın 15/10/2009 tarihli eylemi nedeni ile 17/02/2010 tarihinde iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı, sanık hakkında verilen kararın dairemiz tarafından 03/11/2014 tarihinde bozulması üzerine Tunceli Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/551 esas 2015/207 sayılı kararı ile sanık hakkında hükmedilen neticeten on ay hapis cezasının 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde açıklanmasının geriye bırakıldığı ve kararın 27/04/2015 tarihinde kesinleştiği ancak birleşecek olan Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/697 esas 2020/155 sayılı kararının Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından bozulması üzerine yeniden ele alınan dosyanın 2021/83 esasını aldığı,
Sanığın 28/02/2017 tarihli eylemi nedeni 11/08/2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın sanığa 25/08/2017 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştiği, sanığın erteleme süresi zarfında 25/09/2018 tarihinde tekrar uyuşturucu madde kullanması üzerine dava açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 11/06/2019 tarihinde kamu davası açıldığı ancak aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan dosyanın Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/83 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
Sanığın 08/05/2017 tarihli eylemi nedeni ile 06/12/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,
Sanığın 17/09/2019 tarihli eylemi nedeni ile 12/11/2019 tarihinde iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı, sanık hakkında verilen kararın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından 18/01/2021 tarihinde bozulması üzerine dosyanın aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/83 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmekle;
Yargılama konusu olan 28/02/2017 ve 25/09/2018 tarihli suçlar, Tunceli Asliye Ceza Mahkemesince 6545 sayılı Kanun kapsamında verilmiş olan 2014/551 esas 2015/207 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu için ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılmasına yasal engel bulunduğundan, Tunceli Asliye Ceza Mahkemesinin 31/03/2014 tarihli hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 231/11. madde ve fıkrası uyarınca aynen açıklanmasına karar vermek ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
4- 17/09/2019 tarihli suç bakımından ise; UYAP’tan yapılan araştırmada sanığın bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerinin infazı sırasında işlemediği ve her ne kadar bu eylem de Tunceli Asliye Ceza Mahkemesince 6545 sayılı Kanun kapsamında verilmiş olan 2014/551 esas 2015/207 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olsa da; 28/02/2017 tarihli eylem hakkında tanzim edilen iddianame tarihinin 11/06/2019 olduğu, bu tarihte sanık hakkında iddianame düzenlenmesiyle hukuki kesintinin oluştuğu anlaşılmakla, 17/09/2019 tarihli eylemin iddianame tanzim tarihi 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden sonra olduğu için bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı ve gerektiğinde tedavi kararı da verilerek, infazına başlanması, şüphelinin erteleme süresi zarfında; aynı Kanun’un 191. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
Hallerinde, hakkında kamu davası açılması gerekirken, TCK’nın 191. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkralarında belirtilen şartların gerekleri yerine getirilmeden, bir başka deyişle kamu davasını açma koşulları oluşmadan doğrudan kamu davası açılmış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve 6545 sayılı Yasa’nın 68. maddesiyle değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmesi yerine, yargılamaya devamla hüküm kurulması,
5- Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun’un 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK’nın 225. maddesi uyarınca ise; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Bu kapsamda sanığın kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen 08/05/2017 tarihli eylemi için hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 11/01/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.