Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/3278 E. 2023/11192 K. 18.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3278
KARAR NO : 2023/11192
KARAR TARİHİ : 18.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanığın 25.09.2014 tarihli eylemi hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan
dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiştir.
B. Sanığın 07.09.2014 tarihli eylemi hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiştir. Sanığın 25.09.2014 tarihli eylemi nedeni ile 23.02.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiğinden 24.02.2015 tarihli erteleme kararı kaldırılarak 05.11.2015 tarihinde her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmiştir.
C. Sanığın 17.09.2015 tarihli eylemi hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada 05.11.2015 tarihinde sanığın 25.09.2014 tarihli eylemine ilişkin soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
D. Sanığın 06.11.2015 tarihli eylemi hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, sanık hakkında 29.12.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve altıncı fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2016 tarihli ve 2015/57 Esas, 2016/2 Karar sayılı kararı ile dosyanın İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/958 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
E. İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2015/958 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararı ile sanığın 17.09.2015 tarihli eylemi hakkında, 5237 sayılı 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; birleştirilen 06.11.2015 tarihli eylem yönünden 5237 sayılı 191 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın 07.09.2014 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalandığı, düzenlenen tutanağa göre ön yolcu koltuğunda sanığın bongdan uyuşturucu içerken görüldüğü, sanığın bu konuda uyuşturucu içtiği sırada polisler tarafından yakalandığına ilişkin suçlamayı kabul ettiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık hakkında 24.02.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın sanığa 06.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği,
Sanığın 25.09.2014 tarihinde önceki kamu davasının açılmasının ertelenmesinın sanığa tebliğinden önce esrar ile yakalandığı, tutanağa göre esrarı elinden atarak suçtan kurtulmaya çalıştığı, ancak alınan ifadesinde suçu kabul ettiği, bu konuda sanığa 23.02.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği, sanığa tebligatın 06.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği,
Sanığın 17.09.2015 tarihinde sanığın yeniden uyuşturucu madde kullanırken yakalandığı, polis tutanağında sanığın cebinden uyuşturucu maddeyi çıkarıp teslim ettiği, sanığın savunmasında suçu kabul ettiği ve uyuşturucu maddeyi görevlilere teslim ettiğini beyan ettiği, böylece sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinden itibaren 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi kapsamında uyuşturucu madde kullanırken yakalandığından kamu davası açıldığı, sanığın iddianamenin düzenlendiği 05.11.2015 tarihinden sonra 06.11.2015 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalandığı, bu konuda düzenlenen 06.11.2015 tarihli tutanağa göre sanığın montunun sağ cebinden kendi rızasıyla beyaz kağıda sarılı bir içimlik bonzai olduğunu söylediği maddeyi görevlilere teslim ettiği, sanık bu konuda suçlamayı kabul ettiği, böylece sanığın iddianameden sonra ikinci kez atılı suçu işlediği 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında hakkında kamu davası açıldığı ve daha önce açılan dava ile birleşmesine karar verilerek sanığın 17.09.2015 ve 06.11.2015 tarihli eylemler yönünden ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
A. İddianame ve gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu edilen “25.09.2014” yerine “17.09.2015 ” olarak yanlış yazılması,
B. Suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için
uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca tabi tutulduğu tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıca madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı veren ilgili mahkemeye ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veren ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
b) Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı

Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken,
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bendlerinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 25.09.2014 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan açılan kamu davaların bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmekle birlikte;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicil kaydında yapılan incelemede, sanığın 16.06.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 09.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, incelemeye konu suç tarihi olan 25.09.2014 tarihinden önce ve sonra kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kaydın bulunduğu anlaşılmakla,
Dairemizin, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez” hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği şeklindeki amir hükme aykırı olarak, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde

eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
C. Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve mercinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı, 23.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın yükümlülüklerine uymaması eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2015/958 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.