Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/10546 E. 2023/9233 K. 30.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10546
KARAR NO : 2023/9233
KARAR TARİHİ : 30.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet (İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü
kaldırılarak)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanığın 25.06.2016 tarihli eylemi nedeni ile hakkında 2016/1331 Soruşturma numaralı dosyada Çivril Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.04.2017 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir.
B. Sanığın 21.12.2016 tarihli eylemi nedeni ile 2016/2814 Soruşturma numaralı dosyada Çivril Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2016 tarihli karar ile sanığın 25.06.2016 tarihli eylemine ilişkin yürütülen 2016/1331 Soruşturma numaralı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
C. Sanığın 28.10.2017 tarihinde hırsızlık olayı nedeni ile yapılan soruşturmada 06.12.2017 numune alma tarihli rapor ile uyuşturucu madde kullandığı tespit edilerek Çivril Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2285 Soruşturma numaralı dosyası ile yürütülen soruşturmanın 24.01.2018 tarihli karar ile sanığın 25.06.2016 tarihli eylemine ilişkin yürütülen 2016/1331 Soruşturma numaralı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
D. Sanık hakkında verilen 12.04.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliğ edilmediğinin tespiti ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak sanığın birleştirilen dosyalarını da kapsar nitelikte 25.01.2018 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir.
E. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak Çivril Cumhuriyet Başsavcılığının 25.07.2018 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
F. Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2019 tarihli ve 2018/796 Esas, 2019/204 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılamada sanığın 28.10.2017 tarihli eylemine ilişkin iddianamede anlatım olmadığı belirtilerek bu hususta kamu davası açılmasını talep ederek açılan davanın 18.01.2019 tarihinde iş bu dosya ile birleştirilerek yapılan yargılamada 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verilmiştir.

G. Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 12.02.2020 tarih, 2019/909 Esas 2020/161 Karar sayılı kararı ile Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2019 tarihli ve 2018/796 Esas, 2019/204 Karar sayılı kararı kaldırılarak “06.12.2017 tarihli eyleme ilişkin ceza verilmesine yer olmadığına, diğer eylemler yönünden 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına” karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri özetle; hakkında verilen cezanın istinaf başvuru dilekçesi dikkate alınmaksızın artırıldığına, indirim uygulanmadığına ve temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre
Olay tarihi olan 25.06.2016 tarihinde sanık …’ın fenalaşması üzerine hastaneye kaldırıldığı, sanığın … isminde tanımadığı bir şahıstan hap aldığını söylemesi üzerine sanığın kan numunelerinin alındığı, sanıktan alınan kan numuneleri üzerine yapılan incelemede 21.07.2016 tarihli İzmir Adli Tıp Kurumu’nun raporu uyarınca sanığın kanında Midozalam bulunduğunun tespit edildiği, sanık hakkında 12.04.2018 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar kesinleştirilmeden sanığın 21.12.2016 tarihinde, 28.10.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiği, sanık hakkında verilen bu kararın 06.03.2018 tarihinde kesinleştirildiği, sanık hakkında 1 yıl denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği olayda, sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün yapılan çağrı yazılarının usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesine rağmen denetime Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmeyerek yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar ettiği, sanığın mahkememizce alınan savunmasında daha önce olay tarihinde madde kullandığını kabul ettiği, bu suretle sanığın üzerine atılı suçu denetime ve yükümlülüklere uymamakta ısrar etmek suretiyle işlediği anlaşıldığından sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulüne Göre;
25.06.2016 tarihinde rahatsızlanan sanığın kaldırıldığı hastanede bilincinin kapalı olması ve babasının da oğlunun uyuşturucu madde kullanmış olabileceğini söylemesi sebebiyle kan örneği alınarak yapılan

inceleme sonucunda İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen 21.07.2016 tarihli raporda sanığın uyarıcı nitelikte olan Midazolam etken maddesi kullandığının tespit edildiği, bu eylemi sebebiyle Çivril Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında sanık hakkında 12.04.2017 tarihinde kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği halde bu kararın sanığa tebliğ edilmediği,
21.12.2016 tarihinde sanığın, araç içerisinde arkadaşları ile birlikte uyuşturucu madde kullanırken görevlilerce görülmesi sebebiyle Çivril Sulh Ceza Hakimliğinin 07.02.2017 tarihli kararına istinaden 08.02.2017 tarihinde alınan kan ve idrar numuneleri üzerinde İzmir Adli Tıp Kurumunca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 02.03.2017 tarihli raporda da uyuşturucu esrar maddesi kullandığının tespit edildiği, sanık hakkında bu eylemi sebebiyle Çivril Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın önceki eylemine ilişkin soruşturma evrakıyla birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme kararı sebebiyle sanık hakkındaki 12.04.2017 tarihli erteleme kararının 06.06.2017 tarihinde kaldırılmasına karar verilerek aynı gün sanık hakkında yeniden kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ancak bu kararın da sanığa tebliğ edilmediği,
28.10.2017 tarihinde sanık hakkında hırsızlık suçundan yürütülen soruşturma kapsamında savunması alınırken uyuşturucu madde etkisinde iken hırsızlık eylemini işlemiş olabileceğini söylemesi sebebiyle Çivril Sulh Ceza Hakimliğinin 06.12.2017 tarihli kararına istinaden sanıktan alınan kan ve idrar örneği üzerinde yapılan inceleme sonucu İzmir Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 18.01.2018 tarihli raporda sanığın uyuşturucu esrar, morfin ve ekstazi maddeleri kullandığının tespit edildiği, sanık hakkındaki bu soruşturma evrakının da Çivril Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/1331 sayılı soruşturma evrakıyla birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme sebebiyle sanık hakkında 25.01.2018 tarihinde yeniden kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, bu kararın 19.02.2018 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, kararın infazı için 14.03.2018 tarihinde denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği ancak sanığa usulüne uygun iki ayrı çağrı kağıdı tebliğ edilmesine rağmen müracaat etmemesi sebebiyle denetim dosyasının kapatılmasına karar verildiği ve sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ara kararı ile sanığın 28.10.2017 tarihli eyleminin iddianame konusu yapılmadığı gerekçesiyle bu eyleminden dolayı da sanık hakkında kamu davası açılması talep edildiği, Çivril Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30.11.2018 tarihli iddianame ile bu eyleminden dolayı da kamu davası açıldığı ve Mahkemenin 18.01.2019 tarihli birleştirme kararı ile dosyaların birleştirilmesine karar verildiği, sanığın yapılan yargılaması sonucunda sanığın eyleminin bir bütün olarak uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçunu oluşturduğu kabul

edilerek 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu mahkûmiyet kararı için sanık ve eylemin zincirleme şekilde uyuşturucu veya uyarıcı madde suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanık aleyhine Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu tespit olunmuştur.
Dosya kapsamında mevcut delil durumuna göre; sanığın 25.06.2016 ve 08.02.2017 tarihlerinde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edildiği, aynı şekilde alınan savunmasında uyuşturucu madde kullandığını belirtmesi sonucu 28.12.2017 tarihinde yapılan tahlilinde de uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığının tespit edildiği, hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilip bu karar usulüne uygun şekilde kendisine tebliğ olunmasına ve denetimli serbestlik müdürlüğünce usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmesine rağmen sanığın tedbire uymayarak atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, sanığın 25.06.2016 ve 08.02.2017 tarihli eylemleri hakkında hukuki sonuç doğuran erteleme kararı verilmesinden önce işlemiş olması sebebiyle bu eylemlerinin zincirleme suç kapsamında değerlendirilemeyeceği, aynı şekilde 28.12.2016 tarihinde işlediği tespit edilen uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma eylemini de hakkında hukuki sonuç doğuran erteleme kararı verilmesinden önce işlediği gibi bu eyleminin hakkında başka suçtan yürütülen soruşturmada alınan ifadesinde uyuşturucu madde kullandığını beyan etmesi sonucu tespit edilebildiği ve bu hususun sanık için cezanın kaldırılmasını gerektiren şahsi sebep olduğu anlaşıldığından mahkûmiyet kararına esas teşkil edemeyeceği anlaşılmıştır.
Bu tespit ve değerlendirmeye göre sanığın işlediği 28.12.2017 tarihli eylemi sebebiyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmemesi ve sanığın hakkında hukuki sonuç doğuran erteleme kararı verilmesinden önce iki ayrı uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma eylemini işlemesi sebebiyle hakkında temel ceza tespit edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından istinaf başvurularının bu yönden kabulü ile sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının ortadan kaldırılmasına, sanığın 28.12.2016 tarihinde işlediği eyleminin hakkında başka bir suçtan yürütülen soruşturma kapsamında alınan savunmasında uyuşturucu madde kullandığını beyan etmesi sonucu tespit edilebildiği ve bu hususun sanık için cezanın kaldırılmasını gerektiren şahsi sebep olduğu anlaşıldığından bu eyleminden dolayı sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, sanığın 25.06.2016 ve 08.02.2017 tarihlerinde işlediği sübuta eren uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçundan sanığın kastının yoğunluğu da dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına, yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında zincirleme suç hükmünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
A. 25.06.2016 eylem nedeni ile sanık hakkında yürütülen 2016/1331 Soruşturma numaralı dosyada usulüne uygun alınan kan örneğine ilişkin 21.07.2016 tarihli tahlil sonucunda sanığın kanında Benzodiazepin grubundan olan midazolam bulunduğunun bildirildiği, rapor sonucu belirlenen midazolam isimli maddenin 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakebesi Hakkında Kanun’da, 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun’da, uyuşturucu maddelere dair 1961 sayılı Tek Sözleşmesinin 1 ve 2 numaralı cetvellerinde, 2313 ve 3298 sayılı Kanunların verdiği yetki uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarında sayılan uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında yer almaması nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen suç saklı kalmak üzere, bu maddenin “kullanmak amacıyla bulundurulmasının” suç oluşturmayacağı gözetilmeden, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen sanık hakkında kurulan hükümde 25.06.2016 tarihli eylem yönünden beraat yerine mahkûmiyet hükmüne esas alınması,
B. Sanık hakkında Çivril Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz kanun yolu açık olmak üzere verildiği, ancak kararda itiraz süresinin, 15 gün yerine 7 gün olarak gösterildiği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde “7 gün” olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymamasının değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla kovuşturma şartı oluşmadığı anlaşıldığından; mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli

tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarih, 2019/909 Esas 2020/161 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, diğer yönleri incelenmeksizin, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Çivril Asliye Ceza Mahkemesine, karardan bir suretinin de Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.10.2023 tarihinde karar verildi.