YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12085
KARAR NO : 2023/8037
KARAR TARİHİ : 25.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/74 E., 2020/53 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli ve 2020/74 Esas, 2020/53 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “kamu davasının düşmesine” karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 24.02.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.06.2022 tarihli ve 2022/4152 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/98775 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/98775 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanık hakkında daha önce 18.11.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı 07.04.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın tekrar uyuşturucu madde kullandığı gerekçesiyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2017 tarihli ve 2015/45419 sayılı iddianameyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine dair Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2018 tarihli ve 2017/892 Esas, 2018/18 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30.12.2019 tarihli ve 2018/1133 Esas, 2019/1632 Karar sayılı kararı ile, “kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın sanığın soruşturmada beyan ettiği adresine tebliğ edilip, bu adresten iade dönmesi halinde mernis adresine tebliğ edilmesi yerine, beyan adresinden farklı bir adrese Tebligat Kanunu 35 inci madde uyarınca tebliğ yapılması suretiyle usulsüz tebliğe ve kovuşturma şartının gerçekleşmemesine neden olunması ile 18.11.2015 tarihli eylem ve 02.05.2017 tarihli her iki eylem için yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilerek, usulünce bu kararların tebliği” gerektiğinden bahisle anılan hükmün bozulmasına karar verildiği, sanık hakkında 18.11.2015 ve 02.05.2017 tarihli eylemleri nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 18.11.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2016 tarihli ve 2015/45419 soruşturma, 2016/235 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının
ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüphelinin bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın bilatebliğ iade edilmesi üzerine, aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesine göre tebliğe çıkarıldığı ve 13.05.2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre tebliğ edilerek infazı için Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanıldığı, 02.05.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2017 tarihli ve 2015/45419 Soruşturma, 2017/10510 Esas, 2017/8343 sayılı iddianamesi ile Kayseri 12.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2018 tarihli ve 2017/892 Esas, 2018/18 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın sanık müdafii tarafından istinaf edildiği,
D. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30.12.2019 tarihli ve 2018/1133 Esas, 2019/1632 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararının tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
E. Bozmadan sonra, Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli ve 2020/74 Esas, 2020/53 Karar sayılı kararı ile, “kamu davasının düşmesine” karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
F. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı
gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, ancak; kararın tebliği için, 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi gereğince şüphelinin soruşturma aşamasında kolluk görevlilerince alınan ifadesi sırasında beyan ettiği ve bilinen son adresine çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, bu defa aynı adrese çıkartılan tebligatın 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiş sayılarak kararın kesinleştirildiği ve şüphelinin erteleme süresi içerisinde yeniden aynı suçu işlediğinden bahisle hakkında kamu davası açıldığı,
7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yer alan, ”(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11.01.2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19.03.2003 – 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır…” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle bilinen en son adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak, MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, MERNİS adresinin olmadığının tespiti halinde 35 inci maddeye göre, ancak daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği anlaşıldığından, daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapıldığına ilişkin bir belge bulunmayan adresine 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre yapılan tebligat işleminin geçerli olmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatlar hukukî sonuç doğurmayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda ihlal kabul edilen 02.05.2017 tarihli suçun erteleme süresi içerisinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği anlaşıldığından;
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alınarak, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “kamu davasının durmasına” ve “şüpheliye kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi ve infazının sonucunun beklenilmesi için Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden “kamu davasının düşmesine” karar verilmesi, Kanuna aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen “kamu davasının düşmesi” kararından dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli ve 2020/74 Esas, 2020/53 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2023 tarihinde karar verildi.