YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14625
KARAR NO : 2023/2298
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce, dava konusu olayla ilgili olarak Dairemizce sanıklar …,…, ve…’a özgü hiçbir karar verilmediği, 5235 sayılı Kanun’un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin, 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlaması, İlk Derece Mahkemesi hükmünün de 24/02/2022 tarihinde verilmesi karşısında, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, sanıklar …, … ve … hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2015 tarihli ve 2014/372 Esas, 2015/28 Karar sayılı kararı ile sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 1.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık …’ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 yıl 5 ay 20 gün hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 31 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis ve 1.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
B. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2015 tarihli ve 2014/372 Esas, 2015/28 Karar sayılı kararının sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.01.2021 tarihli ve 2019/4160 Esas, 2021/1106 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanıklar … ve … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen hükümlerin incelenmesinde:
1. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının
bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.
Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine 5271 sayılı Kanun’un “Teknik Araçlarla İzleme” başlıklı 140 ıncı maddesindeki düzenlemeye göre, sanıkların teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun’un 140 ıncı maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara ve sanıkların ikrarına dayandırılmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesine göre sanıklara atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir.
Yapılan soruşturma işlemleri kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak;
Suçun sübutunun tespiti için sanıklardan uyuşturucu madde alma, temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise “suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.04.2015 tarihli 2014/462 Esas, 2015/135 Karar ve 2014/848 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararlarında da bahsedildiği üzere; gizli soruşturmacı tarafından sanıklardan birden fazla kez uyuşturucu madde alınmasının, ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir “alım-satım” söz konusu olmadığı gözetilmeden atılı suçların zincirleme olarak işlendiği kabul edilerek, sanıkların cezalarının 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi ile artırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
3. 17.10.2014 tarihli iddianamede, 22.08.2013 tarihli güven alımı açısından herhangi bir anlatım bulunmamasına rağmen bu eylemin sanık … yönünden hükme esas alınması suretiyle hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olması gerektiği hususu gözetilmeden dava konusu dışına çıkılarak 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması,
Yasaya aykırı görüldüğünden, hükümlerin BOZULMASINA,
2. Sanık … hakkında, “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde:
1. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.
Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine 5271 sayılı Kanun’un “Teknik Araçlarla İzleme” başlıklı 140 ıncı maddesindeki düzenlemeye göre, sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun’un 140 ıncı maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara ve sanığın ikrarına dayandırılmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir.
Yapılan soruşturma işlemleri kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak;
Suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma – temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise “suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de gözetilerek tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
2. UYAP üzerinden yapılan incelemede sanık hakkında Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/162 esas sayılı dosyasında derdest uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 17.06.2013 suç, 21.10.2014 iddianame tarihli başka bir davanın da bulunduğu anlaşıldığından, bu davaların birleştirilerek olaylar arasında geçen süre, aralarında irtibat olup olmadığı ve olaylar arasında fiili kesinti oluşup oluşmadığı hususları dikkate alınmak suretiyle ayrı ayrı iddianamelere konu her bir eylemin müstakil suç niteliğinde olup olmadığının ya da sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.04.2015 tarihli 2014/462 Esas, 2015/135 Karar ve 2014/848 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararı da göz önünde bulundurularak tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA,
Karar verilmiştir.
C. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2017/162 Esas, 2022/93 Karar sayılı kararı ile Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/101 E. sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/162 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
D. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2017/162 Esas, 2022/93 Karar sayılı kararı ile sanıklar … ve …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının ertelenmesine; sanık …’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar Rezan, Mehmet ve… yönünden iade, diğer sanıklar yönünden ise hukuka uygun olmaları nedeniyle hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Eylemin sabit olmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Delillerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğine,
C. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Eylemin sabit olmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay yakalama ve güven alımına dair tutanaklar, sanık savunmaları ve gizli soruşturmacı beyanlarına göre sanıkların 14.06.2013, 15.08.2013 ve 16.08.2013 tarihlerinde gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde sattıkları gerekçesiyle mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Mehmet, Rezan ve… hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
İlk Derece Mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz incelemesinde bozulması üzerine mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda kurulacak ikinci hükümlerin de temyiz incelemesine tabi olacağı yönündeki düzenleme gözetildiğinde, anılan sanıklar yönünden daha önceden Yargıtayca verilmiş bir bozma kararının da bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf talebinin merciince incelenmesi için mahalline gönderilmek üzere, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar vermek gerekmiştir.
B. Sanıklar … ve … hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplandığı anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
C. Sanık … hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçu için suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen hapis cezasının alt sınırına göre zorunlu müdafi tayini gerekmemekte ise de; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, sanığın bozmaya karşı beyanının alındığı 15/06/2021 tarihli celsede 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesi uyarınca zorunlu müdafi bulundurulması gerektiği gözetilmeden hakkında yargılamaya devamla hüküm kurularak savunma hakkı kısıtlandığından hüküm hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanıklar Mehmet, Rezan ve… hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce, dava konusu olayla ilgili olarak Dairemizce sanıklar …,…, ve…’a özgü hiçbir karar verilmediği, 5235 sayılı Kanun’un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin, 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlaması, İlk Derece Mahkemesi hükmünün de 24.02.2022 tarihinde verilmesi karşısında, anılan hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 272 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, adı geçen sanıklar yönünden daha önceden Yargıtayca verilmiş bir bozma kararının da bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf talebinin merciince incelenmesi için mahalline gönderilmek üzere, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
B. Sanıklar … ve … hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2017/162 Esas, 2022/93 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık … hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2017/162 Esas, 2022/93 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, diğer yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.