YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1541
KARAR NO : 2022/13258
KARAR TARİHİ : 15.12.2022
Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2019 tarihli ve 2018/240 esas, 2019/19 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/01/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 20/09/2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 02/01/2018 tarihli ve 2017/55273 soruşturma, 2018/5 esas, 2018/4 sayılı iddianamesi ile, Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, Büyükçekmece 2.Asliye Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı vererek dosyanın Büyükçekmece Çocuk Mahkemesine gönderildiği, Büyükçekmece 1. Çocuk Mahkemesince suç yerinin Bilecik olması nedeniyle yetkisizlik kararı verildiği,
2- Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 04/02/2019 tarihli ve 2018/240 esas, 2019/19 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği,
3- Dosya arasında bulunan Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasının incelenmesinde;
a-) Sanığın 20/07/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2014 tarihli ve 2013/23542 soruşturma, 2014/1327 esas, 2014/868 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
b-) Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2015 tarihli ve 2015/263 esas, 2015/627 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi dikkate alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 3 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 24/11/2015 tarihinde merciin itirazın reddi kararı ile kesinleştiği,
c-) Kanun yararına bozma istemine konu Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/240 esas, 2019/19 sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine,
Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2019 tarihli ve 2019/333 esas, 2019/850 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 31/3, 62 ve 50/1. maddeleri gereğince 4.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin kararı istinaf ettiği,
d-) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 05/04/2021 tarihli ve 2020/237 esas, 2021/775 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2019 tarihli ve 2018/240 esas, 2019/19 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın evvelce 20/07/2013 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2015 tarihli ve 2015/263 esas, 2015/627 sayılı kararıyla mahkûmiyetine ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 24/11/2015 tarihinde kesinleştiği, ancak denetim süresi içerisinde adı geçen sanığın incelemeye konu 20/09/2016 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediğinden bahisle sanık hakkında Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2019 tarihli ve 2018/240 esas, 2019/19 sayılı kararıyla mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesinde yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme ve benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında yer alan “…kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; … kararının CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,..” şeklindeki açıklama dikkate alındığında, sanığın 20/09/2016 tarihindeki eyleminin 6545 sayılı Kanun’la değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesi kapsamında verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2019 tarihli ve 2018/240 esas, 2019/19 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık … hakkında, 20/09/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2019 tarihli ve 2018/240 esas, 2019/19 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Dosya arasında bulunan Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasının incelenmesinde; sanığın 20/07/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2014 tarihli ve 2013/23542 soruşturma, 2014/1327 esas, 2014/868 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2015 tarihli ve 2015/263 esas, 2015/627 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 31/3 ve 62.maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi dikkate alınarak
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 3 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 24/11/2015 tarihinde merciin itirazın reddi kararı ile kesinleştiği, kanun yararına bozma istemine konu Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/240 esas,2019/19 sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2019 tarihli ve 2019/333 esas, 2019/850 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 31/3, 62 ve 50/1. maddeleri gereğince 4.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 05/04/2021 tarihli ve 2020/237 esas, 2021/775 sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” amir hükmü ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki ve 9. fıkrasında yer alan “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında;
Somut olayda, sanık hakkında daha önceden Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2015 tarihli ve 2015/263 esas, 2015/627 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 85.maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi dikkate alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 3 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 24/11/2015 tarihinde itiraz merciinin itirazın reddi kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca verildiği, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 20/09/2016 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet Savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan;
Sanığın 20/09/2016 tarihli eylemini, Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 24/11/2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk
üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemesince “düşme kararı” verilip mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Mahkemesince “düşme” kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/263 esas sayılı dosyasına mahkumiyet kararı ile birlikte zaten ihbarda bulunulduğu ve ihbar üzerine Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2019 tarihli ve 2019/333 esas, 2019/850 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 31/3, 62 ve 50/1. maddeleri gereğince 4.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
D-) Karar:
Açıklanan nedenlerle, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2019 tarihli ve 2018/240 esas, 2019/19 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
15/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.