Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/857 E. 2024/791 K. 24.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/857
KARAR NO : 2024/791
KARAR TARİHİ : 24.01.2024

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/2272 E., 2017/2238 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf talebinin esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi

Sanık hakkında kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.09.2021 tarihli, 2018/20-410 Esas ve 2021/366 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 24.05.2018 tarihli ve 2418 Esas, 2436 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına dair kararı üzerine dosya dairemize tevdi edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2017 tarihli ve 2017/165 Esas, 2017/227 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 15.11.2017 tarihli ve 2017/2272 Esas, 2017/2238 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 24.05.2018 tarihli ve 2018/ 2418 Esas, 2018/2436 Karar sayılı kararı ile;
“Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2017- 2017/165 esas ve 2017/227 karar sayılı mahkûmiyet kararına ilişkin “istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi” kararının tüm dosya kapsamına göre; sanığın sübutuna götüren tek tanık beyanı olan delilin hukuka aykırı olarak yanlış değerlendirilmesi, hükmün sonucunu etkilediğinden” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının KD – 2017/69799 sayılı, 29/06/2018 tarihli sanık aleyhine itirazı üzerine, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 10.07.2018 tarihli ve 2018/4698 Esas, 2018/3252 Karar sayılı kararı ile yerinde görülmeyen itirazın reddi ile dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.09.2021 tarihli ve 2018/20-410 Esas, 2021/366 Karar sayılı kararında;
”Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü KOM Grup Amirliği görevlilerince uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin yapılan istihbarat çalışmaları neticesinde; sanığın Kazım Karabekir Mahallesi ve çevresinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı, İstanbul’dan temin ettiği yüklü miktardaki uyuşturucu maddeyi Darıca ilçesinin değişik mahallelerinde küçük miktarlarda piyasaya sürmek suretiyle sattığı, uyuşturucu madde ticaretinde 0543 … … numaralı GSM hattını kullandığı bilgilerinin elde edildiği,
bunun üzerine sanığın irtibatlı olduğu diğer şahısların tespit edilebilmesi ve uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi amacıyla Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/3635 sayılı soruşturmanın başlatıldığı, yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen istihbarat bilgileri de dikkate alınarak, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin oluştuğu ve başka suretle delil elde edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilerek sanık ve kullandığı 0543 … … numaralı GSM hattı hakkında CMK’nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının alındığı, devam eden teknik takip çalışmaları sırasında sanığın, … sayılı adreste bulunan evinin yakınlarında 29.03.2017 tarihinde uyuşturucu madde satacağının değerlendirilmesi üzerine, Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü KOM Grup Amirliği görevlilerince aynı gün saat 21.10 sıralarında söz konusu adres ve çevresinde tertibat alınıp beklenilmeye başlandığı, saat 21.30 sıralarında tanık …’in kullandığı 34 LU … plaka sayılı, Renault Megan marka aracın sanığın oturmakta olduğu tek katlı binanın önünde durduğunun, araçtan inen tanığın binaya girip yaklaşık beş dakika sonra söz konusu yerden çıkarak aracına bindiğinin ve aracın İnönü Caddesi istikametine doğru hareket ettiğinin görülmesi üzerine, görevlilerce uyuşturucu madde alış verişinin gerçekleştirildiği değerlendirilerek söz konusu aracın takip edilmeye başlandığı, belli bir süre takip edilen aracın saat 21.40 sıralarında durdurulduğu, tanık …’e neden durdurulduğu konusunda açıklama yapıldıktan ve uyuşturucu madde bulundurduğu şüphesiyle aracında ve üzerinde arama yapılacağı belirtildikten sonra, adı geçenin ve aracın Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğüne getirildiği, konu hakkında bilgi verilen Cumhuriyet savcısının 29.03.2017 tarihli yazılı arama emrine istinaden araçta ve tanığın üzerinde gerçekleştirilen aramalarda; tanığın ceketinin sol iç cebinde iki (2) adet suç konusu uyarıcı tabletin ele geçirildiği, araçta ise herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, yürütülen soruşturma kapsamında sanığın, tanık …’in uyuşturucu madde ile birlikte yakaladığını öğrendiği ve 31.03.2017 tarihinde Diyarbakır’a kaçacağı yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine, görevlilerce aynı gün saat 15.30 sıralarında Gebze Şehirler Arası Otobüs Terminaline gelindiği, çevrede yapılan araştırma neticesinde elinde bir adet valiz bulunan sanığın Öz Diyarbakır firmasına ait yazıhanede beklediğinin görüldüğü, saat 16.00 sıralarında yazıhaneden dışarı çıkan sanığın görevlilerce yakalandığı, sanığın ikametinde uyuşturucu madde bulundurabileceği değerlendirilerek aynı gün saat 18.25 sıralarında evinde arama yapıldığı, ancak herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı olayda;
Kolluk tarafından yapılan istihbarat çalışmaları neticesinde sanığın ikametinde uyuşturucu madde sattığına dair bilgi elde edilmesi, hakkında iletişimin tespiti ve dinlenmesi kararı bulunan sanığın suç tarihinde tanık … ile yaptığı telefon görüşmelerinden; sanık ile adı geçen tanığın sanığın ikametinde buluşacaklarının anlaşılması, söz konusu bu görüşmeler üzerine taraflar arasında uyuşturucu madde alışverişi olabileceğini değerlendiren ve bu kapsamda sanığın ikametinin çevresinde tertibat alan
görevlilerce düzenlenen 30.03.2017 tarihli fiziki takip tutanağında; 29.03.2017 tarihinde saat 21.30 sıralarında tanık …’in sürücülüğünü yaptığı aracın sanığın oturduğu binanın önünde durduğunun, araçtan inen adı geçenin binaya girip yaklaşık beş dakika sonra söz konusu yerden çıkarak aracına bindiğinin, kısa bir takipten sonra görevlilerce saat 21.40 sıralarında durdurulan aracın sürücüsü tanık …’in üzerinde yapılan aramada suç konusu iki adet uyarıcı nitelikteki tabletin ele geçirildiğinin belirtilmesi, tanık …’in kollukta 29.03.2017 ve 31.03.2017 tarihlerinde müdafi eşliğinde verdiği ifadelerinde; ele geçirilen suç konusu tabletleri 30 TL karşılığında sanıktan aldığını, suç tarihinde sanık ile yaptığı telefon görüşmelerinin uyarıcı tablet satın almaya ilişkin olduğunu, sanıktan daha önce de 30 TL karşılığında uyarıcı tablet satın aldığını beyan etmesi, yine tanık …’in 31.03.2017 tarihinde emniyette gerçekleştirilen ve müdafinin de hazır bulunduğu canlı teşhiste, dört farklı kişinin arasından sanığı gösterip suç konusu uyarı tabletleri sanıktan satın aldığını söylemesi, bu hâliyle adı geçen tanığın ifadeleri ile görevlilerce düzenlenen 30.03.2017 tarihli fiziki takip tutanağı içeriğinin örtüşmesi, her ne kadar tanık … savcılıkta ve mahkemede kolluktaki beyanlarından farklı olarak; suç konusu tabletleri açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan aldığını, kolundaki dövmeyi sildirmek amacıyla suç tarihinde sanıkla telefonda görüştüğünü ve bu nedenle sanığın ikametine gittiğini ifade etmiş ise de sanık ile adı geçen tanık arasındaki görüşmelere ilişkin düzenlenen iletişimin tespiti tutanaklarında bu yönde herhangi bir ibarenin bulunmaması, Yerel Mahkeme ile Bölge Adliye Mahkemesinin, sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir etme yetkileri de dikkate alarak, dosya kapsamındaki delillerle sanık hakkında varılan sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere uygun olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın, tanık …’e suç konusu uyarıcı nitelikteki tabletleri sattığının sabit olduğunun, dosyadaki somut deliller karşısında sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olan savunmalarına itibar edilemeyeceğinin, Yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesince tanık …’in beyanlarının hukuka aykırı olarak yanlış değerlendirilmediğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.” gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 24.05.2018 tarihli ve 2018/2418 Esas, 2018/2436 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, dosyanın Dairemize tevdiine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Sanığın mahkûmiyetine ilişkin yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
İletişimin tespiti tutanaklarının içeriklerine ve hakkında ayrı soruşturma yürütülen tanık …’in soruşturma aşamasındaki beyan ve teşhisi karşısında sanığın …’e uyuşturucu madde sattığı sabit görülerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.09.2021 tarihli ve 2018/20-410 Esas, 2021/366 Karar sayılı kararı ve gerekçesi gözetilerek; İlk Derece Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.11.2017 tarihli ve 2017/2272 Esas, 2017/2238 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2024 tarihinde karar verildi.