Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/1158 E. 2023/912 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1158
KARAR NO : 2023/912
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ve 10. Ceza Dairesince;
“Cizre 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/264 Esas, 2021/641 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 07/04/2022 tarihli ve 2021/1177 Esas, 2022/528 Karar sayılı kararı ile; “Sanığın incelemeye konu 25/12/2018 tarihli eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra, ancak bu eylem nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak düzenlenen 23/03/2020 tarihli iddianameden önce işlenen 25/12/2019, 19/01/2020 ve 15/02/2020 tarihli eylemlerin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu ve zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmak suretiyle fazla cezaya hükmedildiği” gerekçesi ile hükmün bozulduğu,

Elazığ 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/09/2021 tarihli ve 2020/72 Esas, 2021/711 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 03/06/2022 tarihli ve 2022/912 Esas, 2022/909 Karar sayılı kararı ile; “Sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulünce kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim yükümlülüğüne uymadığından bahisle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı anlaşılmakla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen 19/11/2019 ve 20/12/2019 tarihli suçlar nedeniyle zincirleme suç koşulları oluştuğu halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmaması, aleyhe istinaf
başvurusu bulunmadığından bozma ya da davanın yeniden görülme nedeni kabul edilmeyerek istinaf başvurusunun reddine karar verildiği,

Siirt 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2021 tarihli ve 2021/95 Esas, 2021/329 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16/06/2022 tarihli ve 2022/972 Esas, 2022/1150 Karar sayılı kararı ile; ” Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce gerçekleşmiş birden fazla “kullanmak için uyuşturucu/uyarıcı madde bulundurma veya uyuşturucu/uyarıcı madde kullanma” eylemi var ise bunların tek suç sayılması ancak eylem sayısı fazlalığının temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılması; erteleme kararının kesinleşmesinden sonra ve dava açılmasından önce birden fazla eylem var ise bunlardan ilkinin 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal, sonrakilerin ise zincirleme suç olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanık hakkında 15/11/2017 tarihinde verilen erteleme kararının 03/04/2018 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 23/08/2017 ve 10/11/2017 tarihli eylemlerinin erteleme kararının kesinleşme tarihinden önce olması nedeniyle teşdit nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği halde zincirleme suç kabul edilerek sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılması” nedeniyle hükmün bozulduğu,

10. Ceza Dairesinin uygulamasında; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen suçlar nedeniyle zincirleme suç koşullarının oluştuğunun kabul edildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak açılan davada iddianame tarihinden önce işlenen diğer eylemlerin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu kabul edilerek zincirleme suç koşullarının oluşmadığının kabul edildiği,

3. Ceza Dairesinin uygulamasında ise; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce gerçekleşmiş birden fazla “kullanmak için uyuşturucu/uyarıcı madde bulundurma veya uyuşturucu/uyarıcı madde kullanmak eylemi var ise bunların tek suç sayılması ancak eylem sayısı fazlalığının temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılması, erteleme kararının kesinleşmesinden sonra ve dava açılmasından önce birden fazla eylem var ise bunlardan ilkinin 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal, sonrakilerin ise zincirleme suç olarak değerlendirilmesine yönünde uygulama yapıldığı,

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. ve 10. Ceza Daireleri arasında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması hususunda uyuşmazlık söz konusu olduğu, her iki daire arasındaki görüş
ayrılığının aynı durumda olan sanıklar hakkında farklı uygulamalara yol açtığı,

Dairelerin kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğundan, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3 ve 10. Ceza Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bu yönde karar alınarak uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay’dan bu konuda bir karar verilmesinin istenilmesi hususunda” Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna talepte bulunulmuştur.

II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 14/09/2022 tarihli ve 2022/1 Esas, 2022/1 Karar sayılı kararı ile,

“Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2021/1177 Esas ve 2022/528 Karar sayılı, aynı dairenin 2022/912 Esas ve 2022/909 Karar sayılı ve Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2022/972 Esas ve 2022/1150 Karar sayılı kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu tespit edildiğinden, uyuşmazlığın, “5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki düzenleme nedeniyle erteleme kararından sonra işlenen suçların bir soruşturma veya kovuşturma konusu yapılamayacağından 10. Ceza Dairesinin uygulamasının doğru olduğu görüşüyle, uyuşmazlığın giderilmesi için 7079 sayılı Kanun’un 87 nci maddesi ile kanunlaşan 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 92 nci maddesi ile değişik 5235 Sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 10. Ceza Dairesine başvurulmasına” karar verilmiştir.

III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ KARARLARI:

A. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 07/04/2022 tarihli ve 2021/1177 Esas, 2022/528 Karar sayılı kararı

Cizre 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/264 Esas, 2021/641 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 07/04/2021 tarihli kararı ile;
“ Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğindeki eylemlerin birden fazla oluşu dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesindeki orantılılık ilkesi ile aynı Kanun’un 61 inci
maddesindeki ölçütlere göre; temel hapis cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve sanığın incelemeye konu 25/12/2018 tarihli eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra, ancak bu eylem nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak düzenlenen 23/03/2020 tarihli iddianameden önce işlenen 25/12/2019, 19/01/2020 ve 15/02/2020 tarihli eylemlerin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu ve zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmak suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.

B. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 03/06/2022 tarihli ve 2022/912 Esas, 2022/909 Karar sayılı kararı

Elazığ 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/09/2021 tarihli ve 2020/72 Esas, 2021/711 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 03/06/2022 tarihli kararı ile;
“Sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulünce kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim yükümlülüğüne uymadığından bahisle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı anlaşılmakla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen 19/11/2019 ve 20/12/2019 tarihli suçlar nedeniyle zincirleme suç koşulları oluştuğu halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması, aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından bozma ya da davanın yeniden görülme nedeni kabul edilmemiştir.” eleştirisi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16/06/2022 tarihli ve 2022/972 Esas, 2022/1150 Karar sayılı kararı

Siirt 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2021 tarih, 2021/95 Esas ve 2021/329 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16/06/2022 tarihli kararı ile;

“Sanık hakkında 15/11/2017 tarihinde verilen erteleme kararının 03/04/2018 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 23/08/2017 ve 10/11/2017 tarihli eylemlerinin erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmesi nedeniyle teşdit nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği halde zincirleme suç kabul edilerek sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca arttırım yapılması” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

IV. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/01/2023 tarihli ve UG-2022/147288 sayılı tebliğnamesinde; bölge adliye mahkemesi ceza daireleri arasındaki uyuşmazlığın “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulünce kesinleşinceye kadar olan kullanımlar teşdit nedeni olur” şeklinde giderilmesinin yasal ve yerinde olacağı görüşüyle, 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 14/09/2022 tarih ve 2022/1 Esas, 2022/1 Karar sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararına istinaden değinilen kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.

V. GEREKÇE

A. Uyuşmazlık

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şüpheli hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen “kamu davasının açılmasının ertelenmesi, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulması” kararı verilmesini takiben, dördüncü fıkrada yazılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması ve sanığın birden fazla eyleminin bulunması halinde zincirleme suç hükümlerini düzenleyen aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.

B. İlgili Hukuk

1. 5235 Sayılı “Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun”un, 20/11/2017 tarihli ve 696 Sayılı KHK’nin 92 nci maddesi ile değişik, “Başkanlar Kurulunun Yetkileri” başlıklı 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası;
“…(3) Resen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk
veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,
(Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir…” hükümlerini içermektedir.

2. 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi hükmü;
“Madde 191- (Değişik: 18/06/2014 – 6545/68 md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.
(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun
davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun
tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.” şeklindedir.

3. 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi;
(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.” şeklindedir.

C. Değerlendirme
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şüpheli hakkında “5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen “kamu davasının açılmasının ertelenmesi, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulması” kararı verilmesini takiben, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen durumlardan
birinin gerçekleşmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açılacaktır.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile 10. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık, sanığın birden fazla eyleminin bulunması halinde 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı konusundadır.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin uygulamasında; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen suçlar nedeniyle zincirleme suç koşullarının oluştuğu kabul edilmekte, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının
kesinleşmesinden sonra, erteleme kararının kaldırılarak açılacak davada iddianame tarihinden önce işlenen diğer eylemlerin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu kabul edilerek zincirleme suç koşullarının oluşmadığı kabul edilmektedir.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin uygulamasında ise; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce gerçekleşmiş birden fazla “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma veya uyuşturucu madde kullanma” eylemi var ise bunların tek suç sayılması ancak eylem sayısı fazlalığının temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılması; erteleme kararının kesinleşmesinden sonra ve dava açılmasından önce birden fazla eylem var ise bunlardan ilkinin 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal, sonrakilerin ise 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde zincirleme suç olarak değerlendirilmesi yönündedir.

5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Kullanmak İçin uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçundan başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi ya da erteleme süresi içerisinde aynı suçun yeniden işlenmesi halinde erteleme kararının kaldırılıp dava açılacağı, beşinci fıkrasında ise, erteleme süresi içerisinde aynı suçun yeniden işlenmesi halinde bunun ihlal sayılıp ayrı bir soruşturma veya kovuşturmaya konu edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan maddenin ikinci fıkrasındaki düzenlemeden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, öncelikle erteleme kararı verilmesi zorunlu olup, şüpheli hakkında dava açılmasının ancak dördüncü fıkrada belirtilen ihlallerden birisinin gerçekleşmesi halinde mümkün
olacağı, yani bu hususun bir kovuşturma şartı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla erteleme kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden önce işlendiği iddia edilen tüm eylemlerin aynı kovuşturma şartına tabi olduğu, bu nedenle de erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm eylemlerin tek suç oluşturduğu, tüm eylemler yönünden tek bir erteleme kararı verilmesi gerektiği, ancak açılacak kamu davasında yapılan yargılama sonucunda temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesindeki oranlılık ilkesi ve aynı Kanun’un 61 inci maddesindeki ölçütler dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılabileceğinin kabulü gerekmektedir.

5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında yer alan düzenlemeler dikkate alındığında; erteleme süresi içinde kişinin yeniden uyuşturucu madde kullanması ya da
kullanmak için bulundurması halinde bu eylem ihlal sayılıp ayrı bir soruşturma veya kovuşturma konusu yapılamayacak ancak erteleme kararına konu suç yönünden kovuşturma koşulu gerçekleşecektir. Erteleme süresi içinde bir kez uyuşturucu madde kullanılması ya da kullanmak için bulundurulması kovuşturma koşulunun gerçekleşmesi için yeterli olup, ihlal kabul edilen eylemden sonra aynı suçun yeniden işlenmesi halinde sonradan işlenen bu eylemlerin de maddenin beşinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla ihlalden sonra işlenen eylemlerin her biri açısından soruşturma ve kovuşturma koşulları ayrı ayrı mevcuttur.

Bu eylemlerin erteleme kararına konu eylemle ilgili iddianame düzenlenmeden önce ve aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmiş olması halinde ise eylemler arasında hukuki kesinti oluşmadığından zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gereklidir. Dolayısıyla erteleme kararının kesinleşmesinden sonra ve dava açılmasından önce aynı suç işleme kararı kapsamında gerçekleşmiş birden çok eylem var ise bu eylemlerin ilki ihlal olarak, sonraki eylemlerin ise zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.

VI. KARAR

1. 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm eylemlerin tek suç oluşturduğu, ancak temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesindeki ölçütlere ve 3 üncü maddesinde öngörülen orantılılık ilkesine uygun olarak alt sınırdan uzaklaşılmasının mahkemenin takdirinde olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulûnce kesinleşmesinden sonra ancak kamu davasının açılmasından önce aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmiş birden çok eylem var ise, bu eylemlerin ilkinin ihlal olarak, sonraki eylemlerin ise zincirleme suç kapsamında değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği,

5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile 10. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine,

2. Dosyanın talepte bulunan Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,

3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,

13/02/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.