YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/20632
KARAR NO : 2024/16035
KARAR TARİHİ : 15.02.2024
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/152 E., 2023/173 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Saruhanlı Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.01.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.06.2015 tarihli ve 2014/278 Esas, 2015/498 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan, lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
C. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 25.10.2021 tarihli ve 2019/7045 Esas, 2021/10532 Karar sayılı kararı ile sanığın aşamalarda alınan savunmalarında uyuşturucu maddeleri arkadaşlarına verdiğini belirtmesi karşısında, suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçiriliş biçimine göre eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, gerekçesiyle 11.06.2015 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bozmaya uyularak, Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/816 Esas, 2021/1194 Karar sayılı kararı ile sanığın aşamalarda alınan savunmalarında uyuşturucu maddeleri arkadaşlarına verdiğini belirtmesi karşısında, suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçiriliş biçimine göre eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, karar 28.12.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
E. Görevsizlik kararı üzerine, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/12 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunarak, Mahkemenin 17.02.2022 tarihli ara kararı ile “Bozma kararının içeriği, görevsizlik kararı ve iddianame bir arada değerlendirildiğinde sanık hakkında 30.12.2013 tarihli eylemde uyuşturucu maddenin temini suçu şüphesi ile soruşturma yapılması konusunda Cumhuriyet savcısının da talebi gözetilerek Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına bu hususta suç duyurusunda bulunulmasına, dava açıldığı takdirde mahkememize birleştirme talepli dava açılmasının istenilmesine” karar verilmesi üzerine, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2022 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2013 tarihli ve 2022/45 Esas,
2022/55 Karar sayılı kararı ile incelemeye konu Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/12 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
F. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2022/12 Esas, 2022/104 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu yönünden sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraatine, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden ise sanığın 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
G. Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.05.2023 tarihli ve 2023/4730 Esas, 2023/4691 Karar sayılı kararı ile, “Bozmaya uyularak görevsizlik kararı verilmesinin ardından yargılamanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülmesine karar verildiği halde, görevsizlik kararının iddianame yerine geçtiği ve Mahkemenin 17.02.2022 tarihli ara kararı ile suç duyurusunda bulunulması üzerine 28.02.2022 tarihli iddianame ile açılan kamu davasının mükerrer dava olduğu gözetilmeksizin, aynı eylem ikiye bölünerek, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu yönünden beraat, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden ise mahkûmiyet kararı verilmek suretiyle hükümlerin karıştırılması ve sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmaması”, hukuka aykırı görülerek 12.04.2022 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
H. Bozmaya uyularak, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli ve 2023/152 Esas, 2023/173 Karar sayılı kararı ile temyize konu uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden sanığın 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddesi ile hükmedilen uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 1 gün adli para cezasının kazanılmış hakkı korunarak neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
I. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; sanığın kazanılmış hakkı korunurken kanun maddesinin yazılmamış olması ve kazanılmış hakkının cezanın infazına dair olduğunun belirtilmemesi nedeniyle, hüküm kısmına 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince cezanın infazının 10 ay hapis cezası üzerinden yapılması cümlesi eklenerek düzeltilmek suretiyle hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Sanığın arkadaşlarına ticaret amacıyla madde vermediğine, …’e içmesi için değil sarması için verdiğine, … ve …’a ise madde vermediğine, sadece bu şahısların ifadeleri üzerine iddianame düzenlendiğine,
3. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
4. Somut delil bulunmadığına, kan tahlili yapılmadığına,
5. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığına,
6. Kazanılmış hakkının korunmadığına,
7. Beraatine karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, 30.12.2013 günü saat 14.30 sıralarında esrar içen şahısların olduğu ihbarının alınması üzerine ekipler olay yerine intikal ettiğinde sanık … ve …, … ve … isimli şahısların olduğu, şahıslara üzerlerinde esrar maddesi olup olmadığı, burada esrar içip içmedikleri sorulduğunda sanık …’in (7,77gram), … (3,02 gram) ve … (2,21 gram) isimli şahısların ceplerinden çıkarttıkları toplam 13 gram esrar maddesini kendi rızaları ile teslim etmeleri şeklinde gelişen olayda, uzmanlık raporuna göre söz konusu maddelerin esrar olduğunun rapor edildiği, her ne kadar Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/278 Esas, 2015/498 Karar sayılı kararında sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan 10 ay hapis cezasına karar verilmiş ise de; Dairemizin 2019/7045 Esas ve 25.10.2021 tarihli bozma kararıyla sanığın eyleminin ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu belirtilmesi üzerine görevsizlik kararı verilerek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/816 Esas, 2021/1194 sayılı görevsizlik kararının iddianame yerine geçtiği işbu dosyada, mahkemenin 17.02.2022 tarihli ara kararıyla sanık hakkında “Uyuşturucu Madde Temini Suçu” açısından Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilerek aynı eylem yönünden mükerrer davaya neden olunduğu, mükerrer dava yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek gerektiği, öte taraftan sanığın
eylemi değerlendirildiğinde; sanık …’in “Üzerimde çıkan uyuşturucu madde benimdir Saruhanlı’da arkadaşlarım yanımdayken kendilerine yanımda esrar maddesi var içen var mı diye sordum, arkadaşlarım da ver içelim deyince, onları arkadaşlarıma verdim” diyerek ikrara dayalı beyanda bulunduğu, …’in “Arkadaşım … yanında esrar maddesi olduğunu içmek isteyen varsa verebileceğini söyledi. Ben de kabul ettim. Şakir cebinden çıkarttığı esrar maddesini sigara kağıdına sardı. Bana da iki parça kağıda sarılı vaziyette esrar verdi” şeklindeki beyanları, diğer şahısların sanık …’in,
uyuşturucu madde içen var mı diye sorduğu, “ver içelim” denmesi üzerine Sanık …’in esrar maddelerinden iki tanesini … isimli arkadaşına verdiği şeklindeki beyanları, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, tevil yollu ikrara dayalı savunmalar, ele geçirilen uyuşturucu maddeler, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 17.01.2014 tarih 2014/00454 sayılı raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca, Sanık …’in arkadaşlarına uyuşturucu temin ettiği, bu şekilde üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği anlaşılmış olup eylemine uyan Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma suçundan 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar vermek gerektiği, 1412 sayılı Kanun’un “Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri” başlıklı 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca; “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” hükmü gereği aleyhe bozma yasağının, Ceza Muhakemesi Hukuku’nun kanun yolları aşamasında geçerli olan bir ilkesi olduğu, bu ilkenin, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hüküm sonrası sadece sanığın lehine olarak kanun yoluna gidilmesi ihtimallerinde, cezanın kanun yoluna başvurulmadan önceki halinden ağırlaştırılmasının önüne geçtiği, sanık hakkında Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/278 Esas, 2015/498 Karar sayılı kararında 10 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği için sanığın kazanılmış hakkı korunarak değişen suç niteliği gereğince sanığın cezalandırıldığı, gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, mahkemenin, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki husus dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Sanığın kazanılmış hakkı korunurken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması ve kazanılmış hakkının cezanın infazına dair olduğunun belirtilmemesinin hukuka aykırı olduğu, değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli ve 2023/152 Esas, 2023/173 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün;
Kazanılmış hakkın korunması ile ilgili B-4 bölümünde yer alan “sanığın kazanılmış hakkı korunarak neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinden önce gelmek üzere “1412 sayılı Kanun’un 326 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden” ibaresinin eklenmesi, suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2024 tarihinde karar verildi.