YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5442
KARAR NO : 2024/422
KARAR TARİHİ : 15.01.2024
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/341 E., 2022/515 K.
SUÇLAR : a) 2313 sayılı Kanun’a aykırılık
b) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ: a) 2313 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden; Bozma
b)Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden; İade
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2014 tarihli ve 2014/13 Esas, 2014/293 Karar sayılı kararı ile ;
1. Sanığın münhasıran esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun’un (2313 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin son fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğu uygulanmasına ilişkin hükmün açıklanmasının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına,
2. Sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğu uygulanmasına ilişkin hükmün açıklanmasının 5271 sayılı Kanunu’nun 231 inci maddesi gereğince geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına,
Karar verilmiş ve karar 03.10.2014 tarihinde kesinleştirilmiştir.
B. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin 5 yıllık denetim süresi içinde 12.12.2015 tarihinde işlediği suçluyu kayırma suçu nedeniyle mahkûmiyetine karar verildiği ve Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesince hükmün açıklanması yönünden değerlendirilme yapılmak üzere ihbarda bulunulması üzerine Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2016/245 Esas, 2016/286 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına;
1. Sanığın münhasıran esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan, 2313 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin son fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğu uygulanmasına,
2. Sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğu uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
C. Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2016 tarihli ve 2016/245 Esas, 2016/286 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.03.2022 tarihli ve 2021/1932 Esas, 2022/3451 Karar sayılı kararı ile;
“A- Kenevir ekme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilirken, açıklanan hükümde; Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddeleri ile Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 esas sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olgular denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak hüküm kurulması yerine, gerekçe gösterilmeksizin hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA,
B- Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
a- Sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilirken, açıklanan hükümde; Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddeleri ile Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 esas sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olgular denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak hüküm kurulması yerine, gerekçe gösterilmeksizin hüküm kurulması,
b- Kabule göre;
1- Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin, olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararlarının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği aynı nitelikteki başka bir suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu
yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ,
b) Sanık hakkında, bu suç tarihinden önce, aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararları ve önceki hükümlülükleri dikkate alınmaksızın, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesine göre ceza takdir edilip “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” Karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
3- TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
D. Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2022/341 Esas, 2022/515 Karar sayılı kararı ile ;
1. Sanığın münhasıran esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan hükmün aynen açıklanmasına, 2313 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin son fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğu uygulanmasına,
2. Sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Bozma ilamına ilişkin sanık beyanı alınmaksızın savunma hakkının kısıtlandığına,
2. Sanığın açıklanan cezası yönünden suçun unsurlarının oluşmadığına,
3. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Devriye görevi sırasında kolluk personeli tarafından şüphe üzerine durdurulan sanığın yapılan üst aramasında üzerinden kağıda sarılı 1 paket halinde esrar ele geçtiği olayda; yasal şartları oluşmadığından basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığı, sanığın savunmasında kullanmak amacıyla olay tarihi öncesinde aldığı esrar içinden çıkan kenevir bitkisini dikip kuruttuğunu, ele geçen esrarın bu olduğunu beyan ettiği, kriminal rapor, olay tutanağı, sanığın ikrarıyla münhasıran esrar elde etme amacıyla kenevir ekme suçundan mahkûmiyetine, sanığın kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan suç tarihi öncesinde hakkında soruşturma bulunmadığı ve denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmadığı anlaşılmakla bu suç yönünden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden;
İlk derece mahkemesi tarafından kurulan hükümde, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Sanık hakkında esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanığın “suçla ilgili kişileri gizleme” ya da “daha az ceza alacağını sanma” gibi nedenlerle üzerinde ele geçirilen esrarı, yetiştirdiği kenevirden elde ettiğini söylemiş olabileceği; olay tutanağı, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre kenevir ekildiği belirtilen yerde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı, kenevir kökü veya hasat artığı gibi maddi bulgu elde edilmediği, aradan geçen zaman nedeniyle elde edilmesinin de mümkün olmayacağı; sanığın soyut beyanı dışında atılı suçu işlediğine
ilişkin kuşku sınırlarını aşan, mahkûmiyete yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, sanık hakkında esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçuna ilişkin olarak Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli ve 2022/341 Esas, 2022/515 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.