Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2008/16516 E. 2010/1998 K. 18.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16516
KARAR NO : 2010/1998
KARAR TARİHİ : 18.02.2010

.

Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Somut olayda, 1996 / 7-12, 1997/ 1-12, 1998/ 1-12 ve 1999/ 1-7. aylar arasındaki döneme ilişkin….. prim borçlarından dolayı 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yapıldığı, ödeme emrinin, davacıya 17.7.2007’de; şirkete ise, 17.12.2004’de tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Amme alacakların tahsilinde kanuni temsilcinin sorumluluğuna ilişkin 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesindeki düzenlenme genel bir düzenleme olup, prim alacaklarına ilişkin olarak 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ile özel nitelikte yasal bir düzenleme getirilmiştir. Bu maddeye göre, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme karşısında; davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun 80. maddesi olup, davacının ödeme emrine konu primlerin ilişkin olduğu dönemlerde, şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşıldığından, mahkemenin davacının şirketin borçlarından işveren şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağına dair kabulü isabetli ise de, davacı vekili davaya konu ödeme emrine itirazında zamanaşımı definde bulunmasına rağmen, bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır.

….

506 sayılı Kanunun 80. maddesinde, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içersinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekir. Anılan tarihten sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başıdır. Dava konusu olayda; yukarıda öngörülen esaslar çerçevesinde ödeme emrine konu primlerden 1996,1997 ve 1998 yıllarına ilişkin olanlar yönünden zamanaşımı süresi geçmiştir.

1999 yılına ilişkin prim borcu yönünden ise, 17.12.2004’de şirkete yapılan tebligatın, 6183 sayılı Kanunun zamanaşımının kesilmesine ilişkin 103. maddesi gereği, müştereken ve müteselsilen sorumlu davacı yönünden de zamanaşımını kestiği dikkate alınmalıdır.

Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde,davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

…….