YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13281
KARAR NO : 2011/2566
KARAR TARİHİ : 01.03.2011
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 24.04.1990-30.05.1991, 30.04.1992-10.12.1997 tarihleri arasında zorunlu ….. sigortalı sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesinde yer alan düzenleme karşısında, 1479 sayılı Kanunun 24. ve devamı maddeleridir.
1479 sayılı Kanunun, 20.04.1982 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 24. maddesi hükmüne göre; bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması için, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olması, gelir vergisinden muaf olanlarında meslek kuruluşuna kayıtlı bulunması gerekir. Yine, aynı maddede 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de; bu kapsam daha da genişletilerek kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olanların meslek kuruluşuna veya esnaf siciline kayıtlı bulunanların zorunlu…. sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
Davacı; 27.06.1997 tarihli giriş bildirgesi ile ilk kez davalı Kuruma tescil başvurusunda bulunmuş, 24.09.1990-30.05.1991, 03.01.1996-31.01.1996 tarihleri arasında vergi kaydı, 30.04.1992- devam şeklinde lokantacılar odası kaydı olan davacının, vergi kaydına istinaden 24.09.1990 tarihinden geçerli olmak üzere Bağ-Kur’a tescili yapılmıştır. Davacı prim ödemelerine 30.06.1997 tarihinde başlamış, 1997 yılı prim affı olarak da adlandırılan 4247 sayılı Kanundan da yararlanarak, 24.09.1990-30.05.1991, 30.04.1992-10.12.1997 tarihleri arasındaki süreye ilişkin primleri ödemiştir. Daha sonra davacının sigortalılık süresinin vergi kaydına göre düzenlenmesine ilişkin 14.05.2008 tarihli dilekçesi esas alınarak, Kurumca 31.01.1996 tarihinde sigortalılığın terkinin verildiği, Mahkemece; davacının söz konusu sürelerde faaliyetini destekleyecek delil olmadığı, itibar edilebilecek oda kaydının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İş bu dava ile davacının, vergi kaydının sona erdiği ancak oda kaydının devam ettiği ve primlerin ödendiği 31.01.1996-10.12.1997 tarihleri arasındaki ….. sigortalılığının geçerli sayılmasına karar verilmesini istediği görülmektedir. Davacının Lokantacılar Oda kaydı 30.04.1992-devam şeklinde olup, bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır. …… sigortalılığı ile ilgili olarak vermiş bulunduğu 14.05.2008 tarihli dilekçesi,
sigortalı sayılma isteminden vazgeçtiğini gerektirir nitelikte değildir. Esasen 1479 sayılı Kanun, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına en son alınan “esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara” Kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan; 4247 sayılı Prim ve Diğer Alacakların Tahsilatının Hızlandırılması Hakkında Kanunun 3. maddesi; 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa göre prim, gecikme zammı ve faiz borcu bulunan sigortalılar ile ölen borçlu sigortalıların hak sahiplerinin 31 Aralık 1996 tarihine kadar tahakkuk etmiş bulunan prim borçlarından söz etmekte olup, davacının anılan Kanuna göre yaptığı başvurusu kabul edilmiş, uyuşmazlık konusu 31.01.1996-31.12.1996 tarihleri arasındaki dönem sigortalı olarak kabul edilerek prim borçlarını Kuruma ödemiş ve Kurum da bu ödemeleri itirazsız kabul ederek uzun süre kullanmıştır. Hal böyle olunca, anılan dönemde sigortalı olması bile, kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca davacıyı sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra sigortalılığı iptal etmesi de, Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak iyi niyetten uzaktır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, vergi kaydının sona erdiği 31.01.1996 tarihinden sonra, kendi nam ve hesabına çalışmanın karinesi olan oda kaydının bulunduğu ve primlerin ödendiği 31.01.1996-10.12.1997 tarihleri arasındaki dönemde, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında …… sigortalısı olarak kabul edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.