YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4732
KARAR NO : 2010/12257
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
Davacı, davalıların miras bırakanına yersiz ödenen yaşlılık aylıkları ile sağlık harcamalarının tahsili amacıyla, davalılar hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir
Mahkemece, kararında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve…… tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların vekilinin tüm, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı, 1479 Sayılı Yasanın 35. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 599. maddesidir. 13.06.2001 tarihinde vefat eden murise, Kurumca, 01.02.2000 tarihi itibariyle ….. yaşlılık aylığı bağlanıp, ölümüne kadar kendisine sağlığında 2.130,60 TL aylık ödemesi yapılmış ve 115,02 TL. sağlık yardımında bulunulmuştur. Ancak, Kurumca, murisin sigortalılığına esas alınan esnaf odası kaydının geçersizliği nedeniyle, yaşlılık aylığı şartları oluşmadığı için, başlangıçtan itibaren aylığı iptal edilmiş ve 2.250,56 TL. asıl alacak, 5.409,69 TL. işlemiş faizi olmak üzere toplam 7.660,25 TL. alacağın tahsili için davacılar hakkında icra takibi yapılmıştır
Mahkemece, yaşlılık aylığı ve tedavi giderlerinden, davalıların sorumluluğuna karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak, bir kimsenin ölümü ile mal varlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, borcun, bizzat miras bırakan tarafından yerine getirilmesi gereken şahsi edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olunan maddi edim borçları, mirasçılara intikal eder. Bu sorumluluk, mirasın kesin olarak kazanılması ile başlar, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizlerini de kapsar.
Takibe konu alacak, miras bırakanın sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanmakta olup, ölümünden sonra mirasçılarına karşı ileri sürülmesinde yasaca bir engel bulunmamaktadır.
Sebepsiz zenginleşen kişi, malvarlığında sebepsiz yere meydana gelen artışı iade ile yükümlüdür. İade yükümlülüğünün konusu ve kapsamı ise BK. 63. maddede hükme bağlanmıştır. Bu maddeye göre; “Haksız olarak bir şeyi istifa eden kimse, onun istirdadı zamanında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği miktar nisbetinde red ve iade ile mükellef değildir. Şu kadar ki kabız, o şeyi suiniyet ile elden çıkarmış yahut onu elden çıkarır iken bilahare red ve iadeye mecbur olacağına vakıf bulunmuş olursa red ve iadeye mecburdur.”
Görüldüğü gibi, maddede, iade borcu zenginleşen iyi veya kötü niyetli olmasına göre farklı şekilde ele alınmıştır.
Haklı bir sebebe dayanmaksızın zenginleşen kimse kötü niyetli ise, iade borcu zenginleşmenin tamamını kapsar. Diğer bir ifadeyle, kötü niyet halinde iade borcu, geri verme zamanındaki zenginleşme miktarıyla sınırlı değildir. Anılan maddeye göre, sebepsiz zenginleşen kimse, o şeyi kötü niyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan geri vermek zorunda kalacağını bilmek durumunda ise, iadeyle yükümlüdür. Zenginleşmeyi iade edeceğini ve dolayısıyla zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını bilen veya gerekli özeni gösterdiği takdirde bilebilecek durumda olan kişi, kötü niyetli zenginleşen konumundadır.
Miras bırakan, sağlığında, esnaf sicil kaydını yaptırmadığı için esnaf odası kaydının geçersizliğini bilebilecek durumdadır. Dolayısıyla, iade borcu zenginleşmenin tamamını kapsamaktadır.
Mahkemece, murise sağlığında ödenen, ancak sonradan iptali ile istirdadı talep edilen yaşlılık aylıklarının ve tedavi giderlerinin faizinin de terekeye dâhil olduğunun kabulü ile, alanında uzman bilirkişi marifetiyle ay be ay hesaplanacak faizden de davalıların sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3-Kabule göre de; yersiz olarak tahsil edilen aylıkların miktarının, herhangi bir yargılamaya gerek olmaksızın, davalılar tarafından bilinebilecek nitelikte ve likit olması karşısında; davalıların itirazında haksız çıkması nedeniyle, asıl alacak üzerinden Kurum lehine İcra İflas Kanununun 67.maddesi gereğince icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.