YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5147
KARAR NO : 2010/12975
KARAR TARİHİ : 05.10.2010
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davalılardan işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dava, 506 sayılı Yasaya tabi olarak 1990 yılı Haziran ayından 03.06.2005 tarihine kadar geçen hizmetlerin tesbiti istemine ilişkin olup; Mahkemece; 20.12.2002 ve öncesi süreye ilişkin isteğin, feragat nedeniyle retle sonuçlanıp kesinleşen önceki dava gözetilerek, kesin hüküm nedeniyle reddine; 04.09.2002 – 31.01.2003 arası sürede başka yerden sigorta bildirimi yapıldığı ve davalı işyerinde çalışmadığı gerekçesiyle reddine; davacının, davalılardan işverene ait işyerinde, 01.02.2003 – 03.06.2005 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Davacının, 1990 yılı Haziran ayından itibaren sigortalı olarak çalıştığının tespitine ilişkin olarak, aynı davalılara karşı, 20.12.2002 tarihli dilekçe ile açtığı ve … 2. İş Mahkemesinin 2002/1224 Esas numaralı dosyasında yapılan yargılama sonunda, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür. 506 Sayılı Yasanın 6. maddesi gereği sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Yasaların öngördüğü belli bir sosyal güvenlik kuruluşu sigortalısı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Kişi ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu iradi bir durum değil, yasa gereği kendiliğinden meydana gelen statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 91. maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez. Davacı ancak, anılan Kanunun 185.
maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya Kanunun 409. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir. Bu bağlamda; feragat nedeniyle retle sonuçlanan önceki dava, kesin hüküm oluşturmayacak olup; Mahkemece; yapılacak araştırma sonucu toplanacak delillere göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davalılardan işveren ve bir kısım tanıklar, davacının, uyuşmazlık konusu dönem içinde kalacak şekilde dolmuş işletmeciliği yaptığını beyan etmişlerdir. Mahkemece, davacının, kendi nam ve hesabına dolmuş işletmeciliği yapıp-yapmadığı gerektiğinde vergi-oda kayıtları ile araştırılmalı, dolmuş işletmeciliği veya şoförlüğü yaptığının anlaşılması durumunda, bu tür çalışmanın davalılardan işverenin yanında hizmet akdine dayalı çalışmaya veya aynı sürede 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığa engel olup-olmadığı üzerinde durulmalı ve tüm deliller toplanıp, uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde çözümlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan …’a iadesine, 05.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.