Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/6400 E. 2010/13367 K. 12.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6400
KARAR NO : 2010/13367
KARAR TARİHİ : 12.10.2010

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 11.08.1990 tarihinden itibaren gece bekçisi olarak aralıksız çalışmasının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduğu belirtilerek ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayıl…..Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 Sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Mahkemece davacının 01.01.1994-10.01.2005 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak verdiği ilk kararı Dairemizce; “dosyadaki bilgi ve belgelerin hüküm kurmaya elverişli olmadığı, işyerinin yasa kapsamına alınma tarihinden önce faaliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması, işyeri dosyası ile dönem bordrolarının celbi, bordro tanıkları ve komşu işyeri tanıklarının dinlenmesinden sonra karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararımızda belirtilen şekilde, kabul edilen sürenin tamamı yönünden araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken, bozma kararımıza yanlış anlam verilip, işyerinin yasa kapsamına alındığı 02.01.1995 tarihten öncesi yönünden inceleme yapılarak, yazılı şekilde işyerinin yasa kapsamına alındığı tarih olan 02.01.1995 tarihinden itibaren dava tarihine kadar çalışmanın tespitine karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Davacının çalışmasının niteliği, sürekli olup olmadığı ve süresinin belirlenebilmesi amacıyla; dönem bordroları celbedilmeli, çalışma süresinin tümü yönünden beyanda bulunabilecek işverenin bordrolarında kayıtlı birlikte çalışan kişiler veya komşu işverenlerin kayıtlarına geçmiş kişiler yada işverenler arasından belirlenecek tanıkların beyanına başvurulmalı, bilgilerinin dayanakları dosyaya yansıtılmalı, tarafların göstereceği ve gerekirse re’sen toplanacak diğer delillerden yararlanılmalı, çalışma iddiası hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davalılardan…. iadesine, 12.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.