Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/8425 E. 2010/17244 K. 21.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8425
KARAR NO : 2010/17244
KARAR TARİHİ : 21.12.2010

……..
Dava, yersiz olarak ödendiği iddia edilen aylıkların tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, 2.649,30 TL asıl alacağa ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, faiz ve icra inkâr tazminatına ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 68. ve 93. maddeleri ile İcra İflas Kanununun 67. maddesi olup, 01.08.1982 tarihi itibariyle……babadan dolayı ölüm aylığı alan davalıya, yine…… emeklisi anneden dolayı 23.11.1997 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanıp 25.06.2004 tarihine kadar tam aylık üzerinden toplam 5.298,61 TL ödeme yapıldığı, Kurumca 26.06.2004 tarihi itibariyle 506 sayılı Yasanın 93. maddesi kapsamında işlem yapılarak az olan anneden bağlanan aylığın yarıya indirilip 23.11.1997-25.06.2004 arası ödenen aylıkların ise tamamının icra takibine ve davaya konu edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 506 sayılı Yasanın 93. maddesi kapsamında takibe ve davaya konu tutarın yarısı olan 2.649,30 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, takibe konu alacağın likit, yani belirgin olması, başka bir anlatımla, ölüm aylıkları her ay kendisine ödenen borçlunun, herhangi bir hesaplamaya gerek olmaksızın yalnız başına borç miktarını bilebilecek durumda bulunması karşısında, davacı Kurum lehine İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesi gerekirken aksi yönde ve yazılı biçimde inkar tazminatının reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

./..
-2-

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, anneden bağlanan ölüm aylığına ilişkin olarak Kuruma ibraz edilen 24.06.1997 tarihli beyan ve taahhüt belgesinde, babadan dolayı ölüm aylığı alındığının açıkça belirtilmesi ve beyan ve taahhüt belgesi içeriğine göre davalının kasıtlı veya kusurlu davranışının bulunmaması karşısında, davalının, kabule konu yersiz ödeme tutarına göre sorumlu olduğu faiz tutarının, 5510 sayılı Yasanın 96/b maddesi hükmü uyarınca belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davalının faiz sorumluluğunun bulunmadığına hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.
O halde; davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 21.12.2010 gününde oy birliğiyle karar verildi………..

…..