YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15746
KARAR NO : 2013/15394
KARAR TARİHİ : 05.07.2013
….
Davacı, davalılardan gerçek kişiler ve …… asıl işveren olduğu işyerinde geçen ve Kurum’a bildirilmeyen sigortalı çalışma sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılardan….. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu maddesi olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
506 sayılı Kanunun ”Üçüncü kişinin aracılığı” başlıklı 87 nci maddesi hükmünde, aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişi olarak tanımlanmış, sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı belirtilmiştir. Maddede “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, tali işveren, taşeron, alt müteahhit, alt ısmarlanan gibi adlarla anılmaktadır. Aracı kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir. Asıl işverenle,
./…
-2-
aracıarasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün aracı tarafından görülmesidir. Aracı kavramının belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır.
Davacı, davalılardan ….. işverenliğinde diğer davalılara ait işyerinde çalıştığını ileri sürmüş; Mahkeme de olguyu bu şekilde kabul ederek sonuca gitmiştir.
Davacının ücretini, sosyal haklarını, sigorta primlerini ödemesi, kendi işyerinden işe giriş bildirgesini ve prim bildirgelerini vermesi gereken alt işverenlerdir. Davalılardan asıl işveren ile buradan iş alan alt işverenler arasındaki sözleşmelere göre işe alınacak sigortalılarla ilgili çalışma koşulları, sosyal ve ekonomik haklar ile ilgili düzenlemeler, asıl işverenin alt işverenle birlikte sorumluluğunu düzenleyen mevzuat hükümleri sonucu olup, alt işverenin, işverenlik sıfatını ve sorumluluklarını ortadan kaldıran düzenlemeler değildir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunması durumunda, hizmet akdi alt işverenler ile kurulacak olup, hizmet tespitine yönelik davanın da bu işverenlere karşı husumet yöneltilerek açılması ve devam edilmesi gerekir. Kaldı ki anılan Kanunun 79/10 uncu maddesine göre bu tür tespit davalarının sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltilmesi gerekir.
506 sayılı Kanunun 87 nci maddesi ile, asıl işveren ile alt işveren arasındaki ekonomik ve mali yönden sorumluluk hukukunun sınırlarının belirlendiği, maddede geçen “bu kanunun işverene yüklediği ödevler” tanımlamasın asıl işverene, alt işverenin taraf olduğu hizmet sözleşmeleri nedeniyle açılacak hizmet tespiti davalarında “pasif husumet ehliyetini” amaçlamadığı anlaşılmaktadır.
Davanın, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet sözleşmelerinin tarafı olan alt işverenlere yöneltilmesinde hizmet ilişkisinin ve süresinin tespitinde, gerek ispat külfeti, gerekse delillere ulaşabilme gibi konular nedeniyle de davanın sübutu için önemi açıktır.
Konu aynı zamanda adı geçen işverenlerin de hak alanını ilgilendirdiğinden, davacıya sigortalıyı çalıştıran işverenler aleyhine husumet yöneltilerek, taraf teşkili sağlanıp, bildirecekleri deliller toplanmalıdır.
Mahkemenin, alt işveren olduğu belirtilerek husumet yöneltilmiş olan davalılardan … yönünden, davacı tarafın atiye terk beyanı esas alınıp, haklarındaki davanın atiye terkine karar verilip, anılan işverenlerle ilgili talep edilen sürelerden asıl işverenin sorumlu olduğu belirtilerek sigortalılık süresinin tespitine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
../…
-3-
O hâlde, hükmü temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 05.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…..