YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16241
KARAR NO : 2013/11389
KARAR TARİHİ : 24.05.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
KARAR
Dava, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında emekli aylığı almakta olan davacının 2006 tarihinde almış olduğu sağlık malzemesinin ödenmeyen bakiye tutarının Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece, … İdare Mahkemesinde davaya konu fatura hakkında ödenmeyen miktar yönünden davacı tarafından davalı kurum aleyhine dava açıldığı ve davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın … Bölge İdare Mahkemesinin kararıyla bozulduğu ve davanın esastan reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmış olmakla aynı taraflar arasında aynı konuda verilmiş kesin hükmün dava engeli olduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.
İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106’ncı maddesi ile mülga 506 sayılı Kanunun 134’üncü maddesinde, bu Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu’nun “idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2.maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleri olarak gösterilmiş, yargı yetkisinin sınırı ise idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde idari yargı görevli olduğundan “yargı yeri yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine” karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.