Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/17738 E. 2013/20187 K. 05.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17738
KARAR NO : 2013/20187
KARAR TARİHİ : 05.11.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, zamanaşımı nedeniyle ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacılar, 09.01.2012 tarihinde ve süresinde açtıkları iş bu dava ile 2003/11 ila 2004/2. aya ait prim ve gecikme zammının tahsili amacıyla 15.12.2011 tarihinde düzenlenen ve 02.01.2012 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin zamanaşımı nedeniyle iptalini istemiştir. Mahkeme, prim borçlusu dava dışı limitet şirketin 28.06.2006 tarihli başvurusu üzerine prim borçlarının 5458 sayılı Yasaya göre yapılandırıldığını ve 6183 sayılı Yasanın 103. maddesi uyarınca zamanaşımının kesildiğini, son olarak 22.11.2011 tarihinde yapılan ödeme karşısında, kurum alacağının zamanaşımına uğramadığını gerekçe göstererek davanın reddine hükmetmiştir.
506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurum alacakları, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunun 128. maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir, bu bağlamda zamanaşımının kesilmesi ve durmasına ilişkin hallerde de Borçlar Kanununun 132 ve devamı maddeleri uygulanacaktır.
08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise 6183 sayılı Kanunun “Tahsil Zamanaşımı” başlığını taşıyan 102 ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir.
Öte yandan 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin 5. fıkrasına eklenen ibare ile “Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi ile birlikte 102. maddesinin de uygulanmayacağı” hükme bağlanmıştır.
Dosya içeriğine göre; davacı …’ın dava dışı limitet şirketin %50 hissedar ortağı olduğu, diğer davacı …’ın ise dışardan atanan şirket müdürü olup diğer iki müdürden biri ile atılacak müşterek imza ile şirketi temsile yetkili kılındığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Yasanın 103. maddesinde, zamanaşımını kesen haller sayılmış olup, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiş, anılan maddenin 11. bendinde ise; amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması halinin zamanaşımını keseceği öngörülmüştür. Mahkemece, 6183 sayılı Yasanın 103. maddesinde düzenlenen zamanaşımının kesilmesi hallerinin, kendilerine ödeme emri tebliğ edilen davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın, dava dışı şirket hakkında gerçekleşen zamanaşımını kesen işlemlerin, davacılar açısından da geçerli olacağının kabulü ile davanın reddine hükmedilmesi, yine davacılar aleyhine maktu yerine nisbi vekâlet ücreti takdir edilmesi yerinde görülmemiştir.
O halde; taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacılara iadesine, 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.