YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19607
KARAR NO : 2013/11486
KARAR TARİHİ : 24.05.2013
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
KARAR
Davacı fahri imam-hatip olarak geçen çalışmalarının tespitini istemiş,
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava dosyası üzerinde yapılan incelemede; davacının, talebinin, tam olarak açıkça ortaya konulmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31.maddesi, uyuşmazlığın çözümü için aydınlatılması zorunlu olan hususlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz, yahut çelişki bulunan durumlarda, hakimin taraflara açıklama yaptırılabileceği, soru sorabileceği, delil göstermelerini isteyebileceğini düzenlemiş olup; davacının, talebinin 5434 sayılı Kanunun ek 47/c maddesi uyarınca hizmet borçlanması mı, yoksa, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi uyarınca hizmet tespiti mi olduğunun belirlenmesi için HMK.’nın 169. ve devamı maddeleri gereği isticvap edilerek, talebi açıklattırılmalıdır.
a-Davacının talebi hizmet borçlanması ise;
Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerekir. İş Mahkemeleri 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. 506 sayılı Kanunun 134. maddesi, “Bu Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görüleceğini” kurala bağlamıştır.
5434 sayılı Kanunun ek 47/c maddesi ile; halen T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olup, daha önce bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmadan köy, kasaba ve mahalle camilerinde, dernek, vakıf veya köy bütçesinden ücret alarak imam-hatiplik yapanlara, bu görevlerini belirtilen belgelerle tevsik etmeleri koşuluyla borçlanma olanağı tanınmıştır. Daha sonra, 3157 sayılı Kanunun 1. maddesi ile anılan hükümde değişiklik yapılarak, belirtilen belgelerin tevsikinin mümkün olmaması halinde,
Diyanet İşleri Başkanlığını temsilen ilgili müftülük hasım gösterilmek suretiyle açılan dava sonunda hizmet süresini belirleyen ve yetkili sulh hukuk mahkemesince verilmiş olan bir kararın yeterli sayılacağı öngörülmüş olup, davacının Emekli Sandığı iştirakçisi olduğu anlaşılması halinde, anılan düzenleme gereği, yargılama yapma görevinin “Sulh Hukuk Mahkemesi”ne ait olması sebebiyle, görevsizlik kararı verilmelidir.
b- Davacının talebi hizmet tespiti ise; 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi kapsamında inceleme ve değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Bu bağlamda;
Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği, göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır bu nedenle, Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında Mahkemece yapılması gereken; davacı isticvap edildiğinde hangi sürelerdeki çalışmalarının tespitini talep etttiği açıklatırılmalı, talep edilen çalışma dönemindeki gerçek işveren belirlenmeli, davaya konu çalışmanın müftülük nezdinde mi, yoksa, köy tüzel kişiliği işverenliğinde mi geçtiği belirlenmeli, buna göre, husumetin Diyanet İşleri Başkanlığına mı, yoksa, ilgili Köy tüzel kişiliğine mi yöneltilmesi gerektiği saptanmalı, bu bağlamda, ücret aldıysa kimden aldığı, görevlendirme yapıldıysa, kim tarafından yapıldığı araştırılmalı, görevli mahkeme ve işveren belirlendikten sonra sübut anlamında, tarafların gösterdiği delillerle bağlı kalmadan, mahkemece, resen araştırma ilkesi çerçevesinde, davacının çalışmalarını bilebilecek tespite konu çalışmaların geçtiği iddia edilen köylerde yaşamış kişiler ile bu bağlamda fahri imam olarak davacının imzasının bulunduğu … köyü cami denetim defterinde denetimi yapan müftü … tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmalı, varsa, kurumlardaki (müftülük ve köy tüzel kişiliğindeki) kayıt ve belgeler temin edilmeli, davacının çalışması ile alakalı köy karar defterlerinde verilmiş kararlar, varsa, bunlar celb edilmeli, çalışmaların
varlığının tespiti halinde hak düşürücü süre de irdelenmeli, tanık … davacının daha sonradan koruculuk, yaptığını ve emekli olduğunu belirtiğinden, davacının, koruculuk ile ilgisi varsa, Kurumdan şahsi sicil dosyası getirtilmeli, emekli olmuş ise, hangi kurumdan emekli olduğu araştırılmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 24.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.