YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2024
KARAR NO : 2013/11970
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
KARAR
Dava, yersiz ödenen yetim aylıklarının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, Emekli Sandığı iştirakçisi iken ölen kızından hak sahibi anne sıfatıyla yetim aylığı bağlanan davalının muhtaçlık kararının kaldırılmasına dayalı olarak 1.6.2004-31.03.2008 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatı ödenmesi istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 5510 Sayılı Yasa’nın geçici 4. maddesi yollaması ile 5434 sayılı Yasa olup, anılan yasanın 72. maddesinde; “(16/06/2006 tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile mülga edilen birinci,ikinci ve üçüncü fıkra metinleri) ölen iştirakçilerin, iştirakçi bulunmayan dul ve muhtaç anaları ile iştirakçi olmayan ve ölüm tarihinde muhtaç ve (65) yaşını doldurmuş bulunan babalarına sandığa müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır. Muhtaç babalardan çalışarak geçimini sağlayamayacak derecede malül olanlar için yaş kaydı aranmaz. …” hükmü öngörülmüş olup, anılan düzenlemeye göre hak sahibi anne sıfatını haiz olabilmek için, iştirakçi olmamak, dul olmak, muhtaç olmak şartlarını taşımak gerekmektedir.
Aynı Yasa’nın 108. maddesinde muhtaçlık kavramı tanımlanmış olup, anılan maddede; ” (27/04/2005 tarih ve 25798 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 21/04/2005 kabul tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değiştirilen madde metni) kendisini ve Türk Medeni Kanunun hükümlerine göre bakmağa mecbur olduğu aile fertlerini geçindirmeğe yetecek geliri, malı (Para veya o mahiyetteki kıymetler dahil) veya kazancı bulunmıyanlara, bu kanun hükümlerinin uygulanmasında (Muhtaç) denir.
Muhtaçlık, dul ve yetimler tarafından tanzim ve imzaları ihtiyar heyetlerince tasdik edilecek beyan kağıtları üzerine daimi olarak oturdukları yerlerin bağlı bulundukları il veya ilçe idare heyetleri tarafından muhtaçlık sebepleri açıkça gösterilmek suretiyle verilecek mazbatalarla belirtilir.
Bu mazbatalara karşı ilgili veya sandık tarafından Danıştayda dava açılabilir. Sandıkça itirazda bulunulması halinde netice alınıncıya kadar aylığın yarısı ve toptan ödeme, kesenek iadesi ve ikramiye gibi ödemelerin tamamı emanet olarak sandıkta alıkonulur.” düzenlemesi öngörülmektedir.
Dosya kapsamına göre, davalı hakkında verilen muhtaçlık kararına ilişkin belgeler dosya içinde bulunmamakla birlikte, Keşan İlçe İdare Kurulu’nun 31.10.2007 tarihli kararı ile, 1.6.2004 tarihinden itibaren muhtaçlık kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakta olup, kararı veren makam, kararı geri almaya da yetkili olmakla birlikte, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazında, kararın iptali için idari yargıya başvurduklarını bildirmiş olması karşısında, söz konusu kararın iptali için idari yargı yoluna gidilip gidilmediği ve akıbeti araştırılmamıştır.
Öte yandan 5434 sayılı Yasa’nın 121. maddesinde hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru 5 yıllık süreye ilişkin yersiz aylıkların geri istenebileceği ve tahsilin yönetmelik hükümlerine göre yapılacağı öngörülmekte olup, anılan yönetmeliğin 11. maddesinde; ilgililerin kusurlu davranışı bulunmadan sandığın hatalı işlemi nedeniyle yapılan yersiz ödemelerden dolayı çıkarılan borçlar için faiz tahakkuk ettirilmeyeceği düzenlenmiş olup, Mahkemece, davalının kusurlu bir davranışı sonucunda kendisine ödeme yapılmasına sebebiyet verip vermediği ve böylece faizden de sorumlu olup olmadığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.