Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/20638 E. 2013/14291 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20638
KARAR NO : 2013/14291
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

……

Dava, 15.06.1999 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımlarından oluşan Kurum zararının rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ……. avukatı, ………. avukatı tarafından temyizi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
./….

Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

1-Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan Yasada, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı sonucu davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9-10.maddeleri ve 26 ve 87. maddeleridir.

Eldeki davada, dava konusu iş kazasının, davalı şirkete ait olup, davalılar … ve ……aptan olarak çalıştıkları …… sarıgöl isimli gemide çarkçıbaşı olarak sosyal güvenlik destek primine tabi çalışan sigortalının gemideki jeneratörün arızalanması nedeniyle arızayı gidermeye çalıştığı esnada termostatı değiştirirken, elektrik akımına kapılması sonucu vefatı şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Davada, öncelikle halledilmesi gereken sorun, davalı şirkete ait gemide kaptan olarak çalışan ve davalılardan … ve …… işveren vekili sıfatının bulunup bulunmadığının tespitidir.

İşveren vekili ise, 506 sayılı Yasanın 4. maddesinde, “İşveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimseler, “İşveren vekili” dir.” şeklinde tanımlanmış, anılan maddenin devamındaki “Bu kanunda geçen işveren deyimi işveren vekilini de kapsar. (Değişik: 14/5/1985 – 3203/1 md.) İşveren vekili, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumludur.” hükmü ile işveren vekilinin sorumluluğunun kapsamı belirlenmiştir.

Mahkemece davalıların …… olarak çalıştıkları da dikkate alınarak işveren vekili olup olmadıkları hususunda herhangi bir irdeleme yapılmamış olması isabetsizdir.
../….
-3-

Diğer taraftan, Mahkemece, her ne kadar davalı işveren şirket ve temsilcileri yönünden 9. ve 10. maddelerin uygulanması yerinde ise de, davalılardan … ve ……..de kusurlarının yapılan açıklamalar çerçevesinde hesaba katılması gereği üzerinde durulmaması isabetsizdir.

Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi “…Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme…” gereği öngörülmüş olup; işverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, en az % 50 oranında indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir.

Eldeki davada da %67 davalı şirket, %1, temsicileri, %1………ve %1 de …’ın kusurlu olduğunun kabul edilmesi ve sigortalının %30 kusurunun yarısı olan %15 lik kısmının toplamı ile %85 kusur karşılığına hükmetmek gerekirken, %83 kusur karşılığına hükmedilmesi isabetsizdir.

3-506 sayılı Yasanın 92. maddesi, “malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir.” düzenlemesini içermektedir.

Eldeki davada, İş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerini gösteren tabloya göre, 23.06.1999 tarihinde 506 sayılı Yasanın 92. maddesi gözetilerek bir mahsup işleminin yapılmış olduğu görülmektedir.

Mahsubu yapılan bu gelirlerin içerisinde artışlar da bulunduğundan; anılan madde gereği ilk peşin değerli gelirden bu maddeye göre düşülen miktarlar da gözetilmek suretiyle, gelirin başladığı tarih itibariyle 506 sayılı Yasanın 92. maddesi uyarınca indirilmiş hali üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelirin belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
…/….
-4-

4-Kabule göre de rücuan tazminat davalarının nisbi vekalet ücretine tabi olduğu, kabul ve reddedilen tutarlar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre ücret takdiri gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı ve davalılardan …… avukatı ve …, …, (Muhittin oğlu) …, …,… avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan ……. avukatı ve …, …, (….. oğlu) …, …, … … avukatı,…’a iadesine, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

…..