YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20678
KARAR NO : 2013/13348
KARAR TARİHİ : 13.06.2013
…….
Dava, prime esas kazanç tutarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, sigortalı ve işverenin …… ödeyecekleri primlerin matrahını teşkil eden sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve istisnalarını gösteren (mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77/I’inci maddesidir.
Anılan maddede prime esas kazançlar üç bent halinde gösterilmiştir. Buna göre; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, Brüt toplamı esas alınır.”
Kanun gereğince, maddenin 2’nci fıkrasındaki istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlü gelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır.
./…
-2-
506 sayılı Kanunda ücretin tanımı yapılmamıştır. Fakat m.77/I-a’da sözü edilen “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dahil edilmesi için yeterlidir.
Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas tutulmaları için yeterli olmamakta, ödenmiş olması da aranmaktadır (m.77/I-b).
İdare veya kaza mercileri tarafından verilen karar uyarınca sigortalılara yapılan ödemeler (a) ve (b) bentlerinde öngörülen ücret türlerinden ayrımsızdır. Fark, bunların yönetim ve yargı mercilerince verilmiş kararlardan kaynaklanmalarıdır. İşveren ile sigortalı işçi arasında “fazla çalışma ücreti” veya “prim, ikramiye” gibi konularda uyuşmazlık çıkar ve mahkemece, bu işçilik haklarının ödenmesine karar verilir ve sigorta primlerinin ödeneceği ay içinde bu paralar sigortalıya verilirse, bu ödemelerde prim matrahına dahil edilerek, prim hesabında göz önünde tutulur. Bu tür kazançlara salt hak kazanmak, bu kazançların prime esas alınması için yeterli bulunmamaktadır …….
Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacı, davalı işverene ait işyerinde çalıştığını belirterek, bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemli olarak açtığı davada, ücret zammı, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil alacağı belirlenerek, istemin kabulüne karar verildiği, neticeten hükmün temyiz edilmeyerek kesinleştiği; eldeki davada ise, davalı işverenin, söz konusu alacakları …….’ya bildirilen prime esas kazanca dahil etmediğini belirterek, bildirilen kazancına katılarak prime esas kazançlarının tespitini istemektedir. Mahkemece, infaz sırasında alacaklardan prim kesilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da nazara alınarak; ödenmesi koşuluyla, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi; hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması karşısında ise, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
../…
-3-
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, Üye; …’in muhalefetine karşı; Başkan Vekili …, Üyeler; …, … ve …’ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 13.06.2013 gününde karar verildi.
(M)
…/…
KARŞI OY
Yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların hak kazanıldığı dönemlerin prime esas kazançlarına dâhil edilmesi suretiyle kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararının, ödenmesi koşuluyla, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi; hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması karşısında ise, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerektiğinden bahisle bozulması şeklindeki Dairemizin çoğunluk kararına, kararın aşağıda yazılı gerekçeyle onanması gerektiği kanaatiyle katılamamaktayım.
Şöyle ki;
Mahkemece temyize konu iş bu dosyaya konu talepler, işçilik alacağı dosyasında alınan 28.01.2008 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği ileri sürülen, ücret zammı farkı, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretidir. Anılan dosyadaki talep konuları, işçilik alacağına ilişkin olması sebebiyle ispat vasıtaları iş bu davadakinden farklıdır. Zira Mahkeme işçilik alacağı dosyasında, tarafların dosyaya sundukları deliller ve tarafların kabulleriyle bağlıdır. İşçilik alacaklarına ilişkin olarak kesinleşen bu hüküm, iş bu davada sadece davalı işveren yönünden güçlü delil olarak değerlendirilebilir. Davada taraf sıfatı bulunmayan ……. yönünden ise güçlü delil olmamaktadır. Oysaki görülmekte olan iş bu davada sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesi üzerindeki etkisi ve kamu düzenine ilişkin yönü gözetilerek, tarafların gösterdiği kanıtlarla bağlı kalınmayıp, gerektiğinde re’sen kanıt toplanabileceği gerçeği de gözetilerek inceleme yapılması; sosyal güvenlik hakkı yönünden hak kaybını önleyici bir karar verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Hal böyle olunca da işçilik alacağı dosyasındaki delillere itibar edip sonuca gitmek mümkün olmayacaktır.
Öte yandan, davanın yasal dayanağı, sigortalı ve işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri primlerin matrahını teşkil eden sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğunu ve istisnalarını gösteren, talep konusu dönemde yürürlükte olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77’nci maddesinin 1’nci fıkrasıdır.
“Prime esas ücretler” başlıklı 77’nci maddesinin 1’nci fıkrasına göre;
“ Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hak ettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
…./…
-5-
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,
Brüt toplamı esas alınır.” hükmü benimsenmiştir.
Bu madde metnine göre, yaşlılık aylığı almaya başlamış olanların sonradan kaza mercilerince verilen kararlar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğindeki hak ettikleri ücretlerin artık “Prime esas ücret” olarak sayılması mümkün bulunmayacaktır. Burada sözü edilen sigortalılara o ay içinde yapılan ödemeler, fiilen çalışması sürmekte olanlar bakımından geçerlidir.
Nitekim, bu durumun yol açtığı hak kayıplarının önüne geçilmesi bakımından 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Pirime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1’nci fıkrasının (d) bendiyle benimsenen, “… yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir… ” şeklindeki düzenlemeyle, Dairemizin bozma kararını kısmen haklı kılacak bir uygulama kabul edilmiştir. Dolayısıyla, talep konusu dönem bakımından geçerli olan mevzuata göre davacı için 31.10.2003 tarihinde hizmet akdi sona ermiş ve bu çalışmalarından dolayı kendisine yaşlılık aylığı bağlanmış olması durumunda sonradan kaza mercilerince verilen kararlar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların artık “Prime esas ücret” olarak sayılması mümkün bulunmayacaktır.
Kaldı ki, gerek Mahkemenin kabulü, gerek Dairemizin bozma kararındaki kabul durumları dikkate alındığında, davacı bakımından yeniden fark kıdem tazminatı ve yaşlılık aylığı hesaplaması gündeme gelebilecek ki bu hal hem fark kıdem tazminatı ödemesi yükümlüsü olacak işverenler yönünden, hem de yeniden fark yaşlılık aylığı hesaplaması ve yapılacak bu hesaplamaya göre de fark yaşlılık aylığı ödemesi yükümlüsü olacak davalı Kurum yönünden, hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle farklı gerekçeyle de olsa onanması gereken Yerel Mahkeme kararının bozma gerekçelerini isabetli bulmadığımdan bu yönde oluşan Dairemizin çoğunluk kararına katılamıyorum.
……..