YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20918
KARAR NO : 2013/13009
KARAR TARİHİ : 11.06.2013
…….
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalılardan işverene ait kömür işletmesi işyerinde yerüstü çalışmasında muhasebe bölümünde, yer altı çalışmasında ise diğer çalışanların puantaj kayıtlarının tutulması, baca metrajlarının ölçümlerinin yapılması işinde 15.09.1998-23.12.2002 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmiş olup; Mahkemece, tanık beyanlarına itibar edilerek 15.09.1998-01.06.2001 tarihleri arasında çalıştığının ve çalışmalarının yer altı ve yerüstü olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Maden işçisi, geniş anlamda maden tanımının kapsamına giren işletmelerde, ağırlıklı olarak beden gücünü kullanarak 3213 sayılı Maden Kanununda tanımlanan madenlerin çıkarılması için gerekli herhangi bir aşamada iş görme edimini kamu veya özel kesim işverenlerine serbest iradesine dayanan iş akdiyle borçlanan kişidir. Şüphesiz, yer üstü maden işçileriyle, yerüstü veya yeraltı maden işletmelerinde yer üstünde çalışan işçiler birbirinden farklıdır. Yerüstü maden işçileri de ağırlıklı olarak beden güçlerini kullanarak maden cevherinin çıkarılması için iş görme borcunu ifa ederlerken, yer üstü maden işçileri ise, maden cevheri çıkarma dışında maden topograflığı, nakliyatçılık, elektro-mekanik nezaretçiliği gibi madenciliğe özgü olmayan bazı görevler üstlenirler. Yeraltında çalışan tüm işçiler maden işçisi olmayıp, uygulamada yeraltında denetim ve idareye ilişkin görevler üstlenen veya gerekli oldukça yeraltında mesleğini icra edip tekrar yerüstüne çıkan işçiler de çalışır. Maden işçilerine bazı hukuki düzenlemelerle tanınan ayrıcalıktan yeraltında çalışan tüm işçiler yeraltında çalıştıkları günlerle orantılı olarak yararlanırlar………
Bununla birlikte, 506 sayılı Yasa’nın 60/B bendinin (a) ve (b) alt bentleri ile maden işçilerine, diğer işçilere göre kolaylaştırılmış emeklilik imkanları sunulduğu gibi itibari hizmet süresinden yararlanma imkanı da tanınmıştır.
Yıpratıcı ve ağır işlerde çalışan işçilerin, diğer işçilere göre daha erken yıpranmaları nedeniyle emekli aylığına daha erken hak kazanmalarını sağlamak amacıyla, fiili hizmet
./..
-2-
sürelerine itibari hizmet süresi eklenmektedir. İtibari hizmet süresinden yararlanabilmek için çalışmanın, maden işyerlerinin yeraltı veya yeraltı münavebeli işlerinde geçmesi zorunludur. Maden işyerinde, ancak yer üstünde geçen çalışmalar sigortalıya itibari hizmet süresinden yararlanma hakkı vermez. Sigortalının maden işyerindeki çalışmasının yeraltı veya yeraltı münavebeli işlerde geçip geçmediğinin yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmesi gerekir.
Eldeki dava dosyasına konu somut olayda; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; öncelikle Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin ve yapılan işin niteliğinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olup davalının kabul beyanının tek başına hüküm ifade etmeyeceği göz önüne alınmalıdır. Davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde, dava konusu dönemde, davalılardan işveren adına tescilli 11020559 sicil sayılı işyerinden 15.09.1998-01.06.2001 dönemi kesintisiz, 2002/1. dönemde ise 1 gün olmak üzere; 01.06.2001-08.07.2002 dönemi ise yine kesintisiz dava dışı ……. ‘ne ait 1249 sicil sayılı işyerinden hizmet bildiriminin yapıldığı, dosya arasında bulunan ve dava dışı anılan işyerinden yapılan teftişte davacının, 01.06.2001 itibariyle muhasebe müdürü olarak çalışmasına rağmen bildirimlerinin yeraltından yapıldığı, çalışmalarının yerüstü olarak değerlendirilmesi kanaati bildirilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davacının, muhasebe bölümünde, diğer çalışanların puantaj kayıtlarının tutulması, baca metrajlarının ölçümlerinin yapılması işlerinde çalıştığına yönelik iddiasına rağmen, tutulan kayıt ve belgelerin imha edildiğinin bildirildiği, aynı nitelikte çalışmalarının bir kısmının müfettiş raporuna istinaden yeraltı iken yerüstü olarak değiştirilmesi karşısında, yapılan işin niteliğinin, tedavisi çok güç ve zamanla da ilerleyen meslek hastalıklarına ve sağlık sorunlarına yol açtığı bilinen yer altı maden işi olup olmadığına dair tüm delilleri sorularak değerlendirilmeli; işyerinde kayıtlara geçmiş çalışanlar ile davacının çalışmasını bilecek durumda olanların resen tanık sıfatı ile dinlenmeleri suretiyle davacının çalışmasının niteliği ve süresi, yaptığı iş itibariyle çalışmasının yer altında mı yoksa yer üstünde mi geçtiği veya yeraltında ne kadar süre ile ve hangi işi yaparak çalıştığı, mevsimlik mi devamlı mı olduğu konusunda ayrıntılı beyanları alınarak, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları taraflar ile ilişkileri ve işyerinin niteliği itibariyle beyanlarının doğruluğu sorgulanmalıdır.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yetersiz tanık beyanlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
……..