Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/21774 E. 2013/13264 K. 12.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21774
KARAR NO : 2013/13264
KARAR TARİHİ : 12.06.2013

…..

Dava, davalıların murisi hakkında tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik destek primlerinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın ek 20. maddesidir. Mahkeme tarafından sosyal güvenlik destek primi kesilebilmesi için vergi kaydı bulunması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de bu karar, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
1479 sayılı Kanuna 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun’la eklenen ve 08.09.1999 tarihi itibarîyle yürürlüğe giren “Sosyal Güvenlik Destek Primi” başlığını taşıyan ek 20. madde hükmü, “bu kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlananlardan 24. maddenin I numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından; aylığın bağlandığı, yasadan önce yaşlılık aylığı bağlananlardan yasanın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.” Düzenlemesini getirmiş; pasif sigortalıların yaşlılık aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi, 1479 sayılı Kanunun 24/I. maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın varlığı koşuluna bağlamıştır.
Ek 20. maddenin 1. fıkrasında 24.07.2003 kabul tarihli ve 4956 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle; “bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan sadece ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefiyeti devam edenlerin sosyal güvenlik drestek priminden sorumlu olacakları” öngörülmüş ve anılan Kanun’un 57. maddesine göre bu değişikliğin ./..
-2-
yürürlük tarihi 02.08.2003 olarak belirlenmiş; daha sonra 22.01.2004 kabul tarihli, 5073 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle de, anılan 1. fıkranın 4956 sayılı Kanun’dan önce yürürlükte bulunan hükmüne benzer bir düzenleme getirilerek “bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24. maddenin I numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren sosyal güvenlik güvenlik destek primi kesileceği” öngörülmüştür ki, anılan değişiklik hükmünün yürürlük tarihi ise 28.01.2004 tarihidir.
Bu yönde, kural olarak kanunlar yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanmakta olup;…….ilişkin düzenlemelerin kamusal niteliği itibarîyle, özellikle sigortalı ya da hak sahiplerinin sosyal sigorta yardımlarından yararlanma koşullarının ya da bu yardımların kapsamına ilişkin olarak sigortalı lehine yapılan yasal düzenleme ya da değişiklik hükümlerinin geçmişe yönelik biçimde uygulanması gereği kabul edilmişse de; 4956 sayılı Kanun’un 44. maddesi, keza, 5073 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un ek 20. maddesinde yapılan değişikliklerin, Kurumun sosyal güvenlik destek primi alacağına ilişkin bulunması itibarîyle, anılan maddelerin yürürlüğe girdiği tarihler sonrasında hakedilmiş ya da hakedilecek yaşlılık aylıkları yönünden uygulanması gereği açıktır.
Hâl böyle olunca da; Ek 20. madde düzenlemesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönem .bakımandan anılan yasal düzenlemenin aradığı ölçütlerdeki değişime uygun olarak davacının durumu değerlendirilmeli, sosyal güvenlik destek primi sorumluluğunun açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde belirlenmesi gereği üzerinde durulmalıdır. Bu yönde, davacının kendi nam ve hesabına çalışmasının ne olduğu, odadaki üyelik aidatı ödemeleri, genel kurullara katılıp katılmadığı, vergi kaydının bulunup bulunmadığı hususları araştırılmalı ve tarafların göstereceği deliller ile re’sen yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

…….