YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22150
KARAR NO : 2013/13808
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
……
Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine;
2 – 5510 sayılı Kanun m.88 hükmüne göre; Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. 6183 sayılı AATUHK m.58 uyarınca, Kurum alacakları yönünden tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılacak davalar (7) günlük hak düşürücü süreye tâbidir. 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takip nedeniyle; borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline yönelik dava menfi tespit niteliğindedir. Maddede belirtildiği gibi, “böyle bir borcun olmadığı”, “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” yönündeki iddialar dışında yeni ve ayrı bir itiraz nedeni ileri sürülemez. Ayrıca İİK m.72 hükmüne benzer bir düzenlemeye 6183 sayılı Kanunda yer verilmediğinden (7) günlük hak düşürücü süreyi geçiren borçlunun, sonradan menfi tespit davası açma olanağı bulunmamakladır. Kanun koyucu, tahsili istenen alacağın kamusal nitelikte ve imtiyazlı oluşu nedeniyle; sürüncemede kalmaması, hızlı tahsil edilebilmesi için takibin kesinleşmesinden sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörmemiştir. Bu durumda takibin itiraz edilmeden veya dava açılmadan kesinleşmesi; yahut itirazın veya davanın hak düşürücü sürenin geçirilmesi ile reddine karar verilmesi hallerinde; kamu alacağı borçlusunun menfi tespit veya geri alım (istirdat) davası açabilmesi olanaksızdır. Ancak koşulları oluştuğu ve kanıtlandığı takdirde 5510 sayılı Kanun m.89 hükmüne dayalı olarak, açılacak dava ile ödenen primlerin, Kurumdan geri istenmesi mümkündür.
./..
-2-
Dosya içeriğinde bulunan 2001/2105 sayılı takip dosyasından; 28.04.2010 tarihli ödeme emri ile ……kurulu üyesi sıfatıyla davacı adına düzenlendiği, 2001/4-8 aylarına ait prim ve gecikme zammı borcuna ilişkin olduğu, ödeme emrinin davacıya 05.05.2010 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 10.05.2010 tarihli …… hitaben dilekçesi ile borca ve takibe itiraz ettiğini, borçlu olmadığına ilişkin başvuruda bulunmasına istinaden, davacıya hitaben 10.05.2010 tarihli yazıda davacının itirazının yersiz ve dayanaksız olduğu belirtilerek 31.04.2010 tarihi itibariyle 2001/4 -2002/12 dönemlerine ait borç miktarını bildirdiği,….. cevabi yazısının davacıya 17.05.2010 tarihinde tebliğ edildiği, 31.05.2010 tarihli Tapu Müdürlüğü’ne ve ……hitaben haciz bildirisinde 2001/4- 2002/12 aylara ilişkin prim ve gecikme cezasına ilişkin borç nedeniyle haciz işlemi yapıldığı, ….. hitaben yazısında ise davacının 6111 sayılı Yasaya istinaden borcunu yapılandırarak ilk taksidi 30.06.2011 tarihinde ödediğinden haczin kaldırılması lalep edildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre; 2001/2105 sayılı takip dosyasından davacıya yönelik 2001/9-2002/12. aylarına yönelik prim ve gecikme cezasına ilişkin borç dönemine ilişkin davanın menfi tespit davası niteliğinde olup, esasa girilmesi gerektiği gözetilmeden, anılan döneme ilişkin ödeme emri tebliğ edilip edilmediği tespit edilerek, hak düşürücü süre bu dönem açısından irdelenmeden, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma hükümlerinden faydalanma talebi ve sonucu Kurumdan araştırılmadan, mahkemece hüküm kurulması eksik inceleme ve yetersiz araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
……..