Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/22822 E. 2013/13919 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22822
KARAR NO : 2013/13919
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

……

Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davacının evvelden ortağı olduğu limited şirketin, prim, işsizlik sigortası primi, özel işlem vergisi borçları nedeniyle gönderilen 6 adet ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının borçlu şirketteki hissesinin devrine ilişkin sözleşmenin Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının, sorumluluğunun kapsamının belirlenebilmesi için, mahkemece, öncelikle, Ticaret Sicil Müdürlüğünden şirket ana sözleşmesi ve tüm kayıtlar celp edilmeli, davacının şirkette temsil ve ilzama yetkili olup olmadığı, ortaklık ve hisse durumu ile yetkili ise bu yetkinin başladığı ve bittiği tarihler ile hisse devrinin Ticaret sicil Gazetesinde ilan edildiği tarih tereddütsüz olarak belirlenmelidir.

Davacının şirkette temsil ve ilzama yetkisinin bulunmadığının tespiti halinde, anılan şirketin prim borçlarından sorumluluğunda davanın yasal dayanağının 6183 sayılı Yasanın 35. maddesi olduğu gözetilmelidir. Limited şirket ortaklarının sorumluluğunu düzenleyen anılan maddede, “Limited şirket ortakları şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar” hükmü öngörülmüş iken, öngörülen istisnaları dışında 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 04.06.2008 tarih 5766 sayılı Kanun ’un 3. maddesi ile, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde yer alan “Şirketten tahsil imkanı bulunmayan” ibaresi şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı maddeye “Ortağın şirketteki

./..
-2-

sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olurlar. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olurlar.” şeklinde fıkralar eklenmiştir.Ancak, sözkonusu Yasa değişikliğinin prim borç döneminin 06.06.2008 tarihinden sonra olması halinde uygulanabilirliği bulunmakta olup, dava konusu ödeme emirlerinin 1997/10 ve 2001/1 ve 2. Aylara ilişkin olduğu gözetildiğinde limited şirket ortaklarının sorumluluğuna gidilebilmesi için, amme alacağının şirketten tahsil imkanının bulunmaması şarttır.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre, davacının temsil ve ilzam yetkisi ve ortaklık durumuna ilişkin tüm belgeler ilgili Ticaret Sicil Memurluğu’ndan getirilmeli, prim borç dönemleri itibariyle temsil ve ilzam yetkisi bulunmamakla birlikte ortaklık sıfatını haiz olduğu anlaşılır ise, amme alacağının şirketten tahsil imkanının bulunup bulunmadığı irdelenerek, bulunmadığı sonucuna varılacak olursa, ancak, hissesi oranında sorumlu olacağı gözetilmelidir.

Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.06.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

……..