Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/22866 E. 2013/21847 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22866
KARAR NO : 2013/21847
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi

Dava, 10.03.2009 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda Kurumun 5510 sayılı Yasanın 4/1-b sigortalısının hayatını kaybetmesi nedeniyle hak sahiplerine yapılan sosyal sigortalar yardımının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan … A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, 10.03.2009 günü saat 07.00 sıralarında davalılar …, …, … ve … murisinin sevk ve idaresindeki aracı, yanında Kurum sigortalısı olduğu halde, Antalya istikametinden Korkuteli istikametine seyir halinde iken, direksiyon hakimiyetini kaybedip karşı şeride geçmesi neticesinde, dava dışı kişinin kamyonetine çarpması sonucunda, Kurumun 5510 sayılı Yasanın 4/1-b sigortalısının hayatını kaybettiği, Kurumun … İl Müdürlüğünün Hukuk servisine hitaben 08.06.2009 tarihli yazında sigortalının hak sahiplerine 1479 sayılı Kanunun 82. maddesi uyarınca 506 sayılı Kanunun 11. maddesinin (A) bendi kapsamına girebilecek nitelikte bir iş kazası nedenine dayanarak sosyal sigortalar yardımında bulunulduğunun görüldüğü, dava dilekçesinde ise trafik kazasına ilişkin iş kazası niteliğinde olup olmadığına ilişkin bir nitelendirmede bulunulmadığı, açık ve net yasal bir dayanak sunulmadığı, mahkemece, bir kısım davalılar murisinin üçüncü kişi sıfatıyla 506 sayılı Yasanın 26/2. maddesi gereğince sorumlu olduğu gerekçesi ile alınan bilirkişi raporuna istinaden davanın kabulüne dair hüküm kurulduğu görülmüştür.
Davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur.
5510 sayılı Kanunun 39’uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir.” hükmü öngörülmüştür.
Bu fıkra kapsamında rücu edilecek kişilerin sorumlulukları, üçüncü kişinin kasti fiili ile kanunda belirtilen sosyal sigorta yardımlarının yapılmasını gerektiren bir halin doğması ve sigortalı ya da hak sahiplerine bu yardımların yapılması koşuluna bağlanmıştır. Kast, hukuka aykırı eylemin sonuçlarıyla birlikte, bilerek ve isteyerek işlenmesidir (Prof.Tunçomağ-Borçlar Hukuku Dersleri 1.Cilt-1965). Ancak, eylemi yapanın kasıtlı davranmış olduğunun söylenebilmesi için, bütün zararların önceden istenilmiş bulunması aranmaz. (Ord. Prof. Dr. Andreas B. Schwarz, Borçlar Hukuku Dersleri, I. Cilt, İstanbul-1948, Çeviren Doç. Dr. Bülend Davran) Kastın özel bir türünü oluşturan ve ihtimali kast (olası kast) olarak adlandırılan kusur türünde; fail, işlediği fiilin hukuka aykırı sonuç verebileceğini öngörmekte ve bu sonuçları istememekle birlikte kabul etmektedir. Kanunun açık ve buyurucu hükmüne göre; kasta dayanmayan fiili sonucunda sigortalının malul kalmasına veya ölümüne neden olan üçüncü kişinin, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan aylıklar nedeniyle, anılan madde kapsamında Kurumun rücu alacağından sorumlu tutulması mümkün değildir.
5510 sayılı Yasanın 21/4. maddesinde; “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece, 5510 sayılı Yasanın 4/1-b sigortalısının ölümüne neden olan olay, Kurum tarafından iş kazası kabul edilerek sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanıp bağlanmadığı hususunda araştırma yapılmadan ve sonucuna göre 5510 sayılı Yasanın 21/4. maddesi ya da 5510 sayılı Yasanın 39. maddesinin yasal dayanak olup olmadığı tespit edilmeden, eksik araştırma ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan … A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … A.Ş.’ye iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.