Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/23418 E. 2013/14551 K. 27.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23418
KARAR NO : 2013/14551
KARAR TARİHİ : 27.06.2013

……..
Dava, ödeme emrinin iptali ve ödeme emrine dayalı olarak tahsil edilen primlerin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının ortağı olduğu limited şirketin prim borçları nedeniyle yapılan icra takibi kapsamında gönderilen ödeme emrinin iptali ve takip dosyası kapsamında yersiz ödenen primlerin istirdatı istemine ilişkindir.Mahkemece, 7 günlük hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunludur.
Dosya kapsamına göre, limited şirketine ait prim borçları nedeniyle davacıya gönderilen ödeme emrinin 11.02.2011 tarihinde babası ………. tebliğ edilirken ” kendisine verilmek üzere aynı adreste bulunan babasına” şerhinin düşüldüğü, 7201 Sayılı Kanun’un 16. maddesinde; ”Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü öngörülmüş olup, tebliğ memuru, aynı adreste bulunan babasına tebliğ yaptığı, aynı adreste oturup oturmadıklarını tespit etmediği, şekli olarak tebligatın yöntemine uygun olmadığı ve davacının ıttıla tarihinden itibaren hak düşürücü sürenin işlemeye başlayacak olup, davanın süresinde
./..

-2-

açıldığının kabulü gerekmektedir.Öte taraftan, yargılama devam ederken, zaten davacı takibe konu prim borcu ve fer’ilerini itirazi kayıtla ödemiş olup, 506 sayılı Kanunun 84. maddesine dayalı olarak istirdata dönüşen davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıda belirlenen açıklamalara göre, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı geriktirir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

…….