Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/24571 E. 2013/15166 K. 04.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24571
KARAR NO : 2013/15166
KARAR TARİHİ : 04.07.2013

…….
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle oluşan Kurum zararının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Davada somutlaşan olayda; 15.06.2001 tarihinde, davalı … İşletmesi Genel Müdürlüğü işçilerinden diğer davalı …’in kullandığı konteyner taşıyan forklift, sigortalı İbrahim Serttaş’a çarparak, %19,2 malul kalmasına neden olmuştur. İdari aşamada iş müfettişi tarafından hazırlanan raporda; davalı forklift operatörü …’in %100 kusurlu, ceza dosyasında alınan 15.09.2003 tarihli heyet raporunda; davalı …’in 5/8, sigortalının 3/8 kusurlu, yargılama aşamasında mahkemece aldırılan 24.04.2012 tarihli raporda; davalı işverenin %30, davalı …’in %50, sigortalının %20 kusurlu, 13.08.2012 tarihli heyet raporunda ise; davalı asıl işverenin %20, dava dışı alt işveren ………..%20, davalı …’in %40, sigortalının %20 kusurlu oldukları belirtilmiş olup, mahkemece, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, davalı …
./…
-2-

hakkında şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilerek kesinleşen ceza dosyasında alınan 15.09.2003 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle, davalıların 5/8 ( %62,5 ) kusur oranı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi gereğince (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. Maddesi), hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı ise de, kusur raporu ve oranları ile bağlı değildir.
Öte yandan, ceza davasında sanık olan davalı … hakkında şikayetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararı kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olarak değenlendirilemeyeceğinden (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.02.2012 gün ve 2011/19-639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 2009/4-13 Esas, 2009/12 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.04.2010 gün ve 2010/2-76 Esas, 2010/77 Kararı), Mahkemece; kusur raporlarının 506 sayılı Kanunun 26., 1475 sayılı Kanunun 73., 4857 sayılı Kanunun 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gereği üzerinde durularak, ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerini maddi olaya uygun olarak belirleyen ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek nitelikte, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişi kurulundan yöntemince düzenlenmiş kusur raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsizdir.
Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesi uyarınca, konusu para veya para ile ölçülebilen davalarda vekalet ücretinin tarifenin üçünde kısmında belirtilen nispi tarifeye göre taktir edilmesi gerekeceği hükmü dikkate alınmaksızın, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı Kurum yararına hükmedilen nispi vekalet ücreti ile hazineye gelir kaydedilen bakiye karar ve ilam harcının davalılar aleyhine hatalı belirlenmiş olması,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddeleri) gereğince, kararın anılan maddelerde tanımlanan unsurları taşıması ve “taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” yönündeki hükümlerinin, kararın yazımında dikkate alınmayarak, hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde, davacı Kurum yararına hükmedilen vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, “davalıdan” tahsiline karar verilmiş olması; istemin teselsüle dayalı olmasına rağmen harcın, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili yerine, “davalıdan/davalılardan” tahsiline biçiminde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozulmalıdır.
../…
-3-

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılara iadesine, 04.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

…….