Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/5382 E. 2013/14486 K. 27.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5382
KARAR NO : 2013/14486
KARAR TARİHİ : 27.06.2013

……

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava, 23.08.2003 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası nedeniyle sigortalıya yapılan tedavi gideri ile geçici iş göremezlik ödemesinden oluşan sosyal sigorta yardımlarının, davalı sürücü ile sürücünün kullandığı kusurlu aracın trafik sigorta şirketinden 506 sayılı Kanunun 26’ıncı maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

İnceleme konusu olayda; 23.08.2003 tarihli trafik iş kazası sonucu geçici iş göremezlik durumuna giren sigortalı …..’e, 12.04.2004 son tediye tarihli ödeme ile 1.567,17 TL’lik tedavi gideri ve 6.914,15 TL’lik geçici iş göremezlik ödemesi olmak üzere toplam 8.481,32 TL’lik masraf ve ödeme yapılmıştır. …….günlü ihtaratlı ödeme yazısı ile, trafik kazası tespit tutanağı gereğince, davalı sürücünün tam kusurlu olduğundan bahisle, davaya konu tedavi gideri ve iş göremezlik ödemelerin tediyesi, her iki davalıdan istenmiş, davalı … tarafından 05.01.2005 tarihinde bu amaçla kısmi bir ödeme de yapılmıştır. Öte yandan, davalı sürücü hakkında …..
./…
-2-

475/882 sayılı ilamıyla verilen mahkumiyet hükmü, 26.12.2008 tarihinde kesinleşmiş; iş bu dava ise 07.08.2009 tarihinde açılmıştır.

5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26’ıncı maddesidir.

Zararlandırıcı sigorta olayına neden olan 3’ücüncü şahıslar yönünden; üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu olmayıp 506 sayılı Kanunun 26/2 maddesiyle Borçlar Kanununa yollamada bulunulduğundan, Borçlar Kanunun 60’ıncı maddesinde öngörülen bir ve on yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin uygulaması gerekir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. Maddesine göre, motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin davalarda zamanaşımı ise, zararı ve faili öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve her halükârda olay tarihinden itibaren 10 yıl olarak belirlenmiştir.Resmi kuruluşlarda ise, öğrenme tarihinin, dava açmağa yetkili makamın ıttıla tarihi olarak alınması gerekecektir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu,12.07.2006 t.,2006/4-518 E.,2006/526 K.)

23.08.2003 tarihli trafik iş kazası sonucu geçici iş göremezlik durumuna giren sigortalı………, son yapılan masrafın ödeme tarihi 12.04.2004 tarihi olmakla, anılan tarih itibarıyla zarara ıttıla halinin, en geç bu tarih itibarıyla gerçekleştiğinin kabulü yerinde olacaktır.

…..konusuna gelince; davalı sürücü hakkındaki …… 475/882 sayılı ilamıyla verilen mahkumiyet hükmü, 26.12.2008 tarihinde kesinleşmiş olması ve Kurum’un ceza davasına müdahil olarak katılamaması nedeniyle, faili öğrenme tarihinin, ceza davasının kesinleşmesi tarihi olarak alınması gerekir.

Ancak, dava dosyası içerisinde yer alan ve yukarıda bahsedilen……’nün 06.09.2004 günlü ihtaratlı ödeme yazısıyla, davalı sürücünün zararlandırıcı sigorta olayında tam kusurlu olduğundan bahisle, kurum zararının ödenmesinin istenmiş olması karşısında;

../…
-3-

Yapılması gereken iş; …. dava açmağa yetkili bir organ olup olmadığı, konuya ilişkin kurum mevzuatı da irdelenerek usulünce yapılacak araştırmayla belirlenmeli ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye …’in muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler; …, … ve …’in oylarıyla ve oyçokluğuyla, 27.06.2013 gününde karar verildi.

(M)

…/…
KARŞI OY

Dava, Kurum sigortalısı …. 23.08.2003 tarihinde trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle Kurumca yapılan tedavi masrafının ve geçici iş göremezlik ödeneğinin davalılardan rücuan tahsili istemidir.

Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Önümüze gelen uyuşmazlık, dava konusu edilen alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, zamanaşımının ne zaman başladığı noktasındadır.

Davaya konu olay, trafik kazasıdır ve 2918 sayılı KTK’nun 109. maddesine göre, “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.”

KTK’nun 109. maddesi ile zamanaşımı süresinin başlayabilmesi için zarar görenin, hem zararı, hem de tazminat yükümlüsünü öğrenmesi koşuluna bağlanmıştır. Zarara konu olay, 23.08.2003 tarihinde meydana gelmiş, Kurumca, 12.9.2003-12.4.2004 tarihleri arasında sigortalısı nedeniyle ödeme yapmıştır. Zarar miktarının öğrenilmesi de, belirtilen tarihler arasında her bir ödeme tarihidir.

Zarar yükümlüsünün öğrenilmesi tarihine gelince; davacı Kurum, zararını, davalı … şirketinden 15.10.2004 tarihinde, davalı …’den 6.9.2004 tarihinde yazı ile talep etmiştir. Sigorta şirketi, zararı kabul ederek, 4.1.2005 tarihinde Kuruma ödemede bulunmuştur. Davalı … ise, 28.9.2004 tarihli dilekçesi ile zararın sigorta şirketinden tahsil edilmesini talep ederek zarar yükümlüsü olduğuna itiraz etmemiştir.

Davacı Kurum, zarar yükümlüsünü, davalıların ödeme yapması, zararı kabul etmeleri ile öğrenmiştir. Zamanaşımı da bu tarihten itibaren işlemeye başlaması gerekir. Davacının zarar yükümlüsünü öğrenmesine, ödeme kabul etmesine rağmen dava açmayı geciktirerek 7.8.2009 tarihinde dava açmıştır.

Trafik kazalarında sürücüler, işletenler ve kusur oranları olayımızda olduğu gibi bellidir veya belirlenebilir. Kazaya karışan araç ve sürücüsünün tespit edilemediği durumlarda adli soruşturma ile tespit edilmesi halinde zarar yükümlüsü o zaman öğrenilmiş sayılabilir. Aksi halde zarar yükümlüleri belli iken, Kurumun ceza davasına müdahil olarak katılamaması nedeniyle faili öğrenmek üzere ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi, Kurumun, zarar yükümlüsünü, ceza dosyasının kesinleştiği tarihte öğrendiğini iddia etmesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Kesinleşen ceza kararı da Kuruma tebliğ edilmemektedir.
…./…
-5-

Ceza yargılamasında da iddianame, 31.5.2004 tarihinde tanzim edilmiş, mahkûmiyete ilişkin ilk karar ise 18.4.2006 tarihinde verilmiştir. Davacı Kurum, bu aşamalarda da zarar yükümlüsünü öğrendiğinden dava tarihine göre zamanaşımı dolduğundan mahkeme kararı yerindedir. Hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

…….