YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6481
KARAR NO : 2013/6175
KARAR TARİHİ : 29.03.2013
…..
Davacı, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli aylıklar ile cenaze giderinden oluşan kurum zararının davalılardan rücuan tahsilini istemiştir.
Mahkeme, ilamında yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve …….. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bend kapsamı dışında kalan, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava ilk peşin değerli aylıklar ile cenaze giderinin 1479 sayılı Yasanın 63. maddesine göre tahsili istemine ilişkindir. Zararlandırıcı sigorta olayının; davalının, aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu araç içindeki sigortalının ölmesi biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Olaya ilişkin alınan kusur raporu içeriğine göre; mahkemece, davalılar murisinin kusurlu kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malulü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de; söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. Anılan madde uyarınca, davacı Kurumun rücu hakkı, kanundan doğan kendine özgü ve bağımsız rücu hakkı niteliğindedir. Bu madde
./…
-2-
kapsamında rücu edilecek kişilerin sorumlulukları, üçüncü bir kimsenin suç savılır hareketi ile kanunda belirtilen sosyal sigorta yardımlarının yapılmasını gerektiren bir halin doğması ile sigortalı veya hak sahiplerine bu yardımların yapılması koşuluna bağlanmıştır.
Bu Kanun hükümleri kapsamında “sigortalı” ve “hak sahibi” konumunda bulunanlara malûllük, yaşlılık ve ölüm durumlarında, belirli koşullar altında sağlanan sosyal sigorta yardımlarına ilişkin hükümler içeren 1479 sayılı Kanun, sosyal güvenlik mevzuatının önemli bir parçasıdır. Sosyal güvenlik hukuku; diğer hukuk dallarından bağımsız, öngörülen amaca uygun, kendine özgü düzenlemeler içermekte ise de, genel hukuk kurallarından tümüyle ayrı düşünülemez. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi ve taraflar arasındaki çekişmenin dayanağı olan maddeye yönelik olarak uygulama koşullarının, kapsam ve sınırlarının ortaya konulabilmesi için tazminat hukukunun genel prensiplerinin de irdelenmesi gereklidir.
Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk koşulları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında oluşan eksilmeyi gidermek durumunda ise de, zararın tümüyle giderilmesini amaçlayan “tam tazmin” ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasının, adil olmayan haksız sonuçlar doğurabileceği, bazı özel sebepler nedeniyle tazminat tutarında indirim yapılmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği görüş ve yaklaşımını benimseyen kanun koyucu tarafından. Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddelerinde bu düşünceden hareket ederek düzenlemeler yapılmıştır. Anılan Kanunun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinde: hakimin, tazminatın türünü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiini gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiştir. Sözü edilen “durum ve mevkiinin gereği”, ekonomik ve sosyal olgular içinde değerlendirilebilecek geniş yorumlu kavramlardır. Bu kapsamda maddede yazılı; eylemi gerçekleştiren (zarar veren) kişinin, karşılık almaksızın zarar gören yararına bir davranışta bulunduğu sırada zararlı sonuç doğuran olayın meydana gelmesi olarak beliren bu tür olgulara en çarpıcı örnek, “hatır taşımacılığadır ve amaçlanan, olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun sonuca ulaşmaktır.
Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı yönündeki genel hukuk ilkesinin yansıması olarak kaleme alınan ve tazminat miktarından indirim sebepleri olarak daha çok, zarar gören ile ilgili olanlara yer veren, anılan Kanunun ” Tazminatın tenkisi” başlıklı 44. maddesinde de; zarar gören taraf zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar vc ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmış, eğer zarar kasten veya ağır bir ihmal ya da tedbirsizlikle yapılmamış vc tazmini (giderilmesi) de borçluyu müzayakaya maruz bırakacak ise hakimin, zarar ve ziyan miktarını hakkaniyete uygun olarak indirebileceği belirtilmiştir. Burada, zarar
../…
-3-
gören, açık veya üstü örtülü (zımni) bir irade beyanı ile zarara rıza gösterebileceği gibi. rızanın, bir takım olgulardan çıkarılarak var sayılması da olanaklıdır.
Öte yandan, konuyla ilgili olarak 2918 sayılı….. “Genel hükümlerin uygulanması” başlığını taşıyan 87. maddesinde; yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta veya motorlu araç. yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğunun, genel hükümlere tabi olacağı belirtilmiş olup. maddenin yollamada bulunduğu genel hükümler kapsamında. Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri yer almaktadır.
Mahkemece; dava konusu somut olayda, hatır taşımacılığı olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, davalının tazmin yükümlülüğünün, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ışığında yapılacak değerlendirme uyarınca belirlenmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup. bozma nedenidir.
O halde, taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 29.03.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
……..