YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9360
KARAR NO : 2013/21597
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava; rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalı avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava; 22.01.2010 tarihli iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin davalı işverenden tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur.
5510 sayılı Kanunun “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile tazmin sorumlularının Kurum karşısındaki sorumluluğu bir tavanla sınırlandırılmış olup, bu sorumluluk “…sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı…” bulunmaktadır. Maddenin açık hükmü karşısında; ilk peşin sermaye değerli gelirin, Kurum yararına tazmini mümkün kısmının belirlenebilmesi için gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca gerçek zarar tavan hesabı yapılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması,
2-Davalıya ait ticaret ve mesken inşaatı işyerinde, inşaat malzemesi taşıyan sigortalının merdiven boşluğuna düşmesi şeklinde oluşan iş kazasına ilişkin olarak, davanın yargılaması sürecinde alınarak hükme esas kılınan kusur raporlarında; davalı işveren %40, dava dışı … Yapı Denetim Ltd. Şti. %30, kazalı %30 oranında kusurlu bulunmuştur.
Rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
Değerlendirmede, işverenin işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasının zorunlu kılındığı gözetilmelidir.
Mahkemece; yukarıda açıklandığı şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilip, iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun “Yapı Denetim Kuruluşları ve Görevleri” başlıklı 2.maddesi (f) bendinde yapı denetim kuruluşunun, işyerinde alınması gerekli iş güvenliği hususlarında yükleniciyi yazılı olarak uyaracağı, uyarıya uyulmaz ise durumu ilgili çalışma müdürlüğüne bildireceğine ilişkin düzenleme gereğince, dava dışı yapı denetim firması … Yapı Denetim Ltd. Şti.’nin iş kazasının önlenmesine yönelik olarak yasada belirtilen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, hangi kusurlu davranışının zararlandırıcı sigorta olayında etkisinin bulunduğu araştırılarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya koyan kusur raporu alınarak, kusur oran ve aidiyeti belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile alınan yetersiz kusur raporunun hükme esas alınmış olması,
3-Kabule göre de; teselsüle dayanan davalarda; Kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tümünün tazminini bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı yada sadece birinden istemek hakkına sahiptir. Davacı Kurum davayı Borçlar Kanununun 50 ve 51.maddelerinde yer alan teselsül hükümlerine dayalı olarak açmıştır.
Hükme esas alınan kusur raporunda; zararlandırıcı sigorta olayında sigortalının %30, davalı işveren ve dava dışı şirketin toplam %70 oranında kusurlu bulunduğu gözetildiğinde; Mahkemece; davacı Kurum zararının, rücuan tazminine yönelik davanın yargılaması sonucunda karar verilirken; kurum zararının %70’inden davalının teselsül hükümleri uyarınca sorumlu bulunduğu, Hukuk Muhakemeleri
Kanununun 26. (mülga HUMK 74.) maddesindeki taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak, Kurumun rücu alacağı miktarının belirlenmesi gerekirken, istem ve kanun gereği olan teselsül hükümlerinin göz ardı edilmesi sonucu, davalının alacağın %40’ından sorumlu olduğuna karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.