YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10262
KARAR NO : 2013/12044
KARAR TARİHİ : 31.05.2013
………
Dava, yapılan tedavi giderleri nedeniyle alacak; ayrıca, genel sağlık sigortası kapsamında sayılmaması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.02.1991 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı, kamu kuruluşunda çalıştığı belirtilerek, 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi uyarınca 2005 yılından itibaren kesilmesi nedeniyle davacı, 29.12.2009 – 12.01.2010 tarihleri arasında …… gördüğü tedavi nedeniyle ödediği 6979,38 TL tedavi giderleri ile; davalı Kurum’un, kendisini sağlık sigortası kapsamında saymayarak, işlemlerini sürüncemede bırakması sebebiyle 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemenin, manevi tazminata ilişkin isteğin reddine, tedavi giderine ilişkin isteğin kabulüne dair önceki kararı, Dairemiz tarafından, hükmün manevi tazminata ilişkin kısmı bozma dışında bırakılarak, tedavi gideri alacağına ilişkin olarak, davacının sonraki çalışmaları veya başka birisinin hak sahibi olarak sağlık sigortasından yararlanma hakkının bulunup-bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilerek, bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, bu sefer, davacının, sosyal güvenlik destek primine tabi olarak kısa vadeli sigorta kollarında gerçekleşen sonraki çalışmalarının sağlık sigortasından yararlanma hakkı sağlamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; böylece, bozma gereği yapılmamıştır.
Sağlık yardımı, kısa vadeli sigorta kollarından yapılan bir sigorta yardımı olup; çalışmanın sosyal güvenlik destek primine tabi gerçekleşmesi durumunda, yasada aranan prim gün şartının varlığı halinde ilgilisine sağlık yardımı yapılması gerekeceğinden; Mahkemenin aksi yaklaşımı hatalı bulunmuştur.
İşin esasına gelince; Dairemizin, uyulan bozma kararında da belirtildiği gibi; uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun 60.
./..
-2-
maddesinde, genel sağlık sigortalısı sayılanlar; 67. maddesinde ise, genel sağlık sigortasından yararlanma şartları belirtilmiştir. Somut olaya ilişkin olarak, davacının, genel sağlık sigortasından yararlanabilmesi için Kurum’dan aylık alması veya Kanunun 4. maddesinin a veya c bendi kapsamında sigortalı olup, sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısının bulunması, veyahut da genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olması gerekir.
Mahkemece; davacı sigortalıya ödenen yaşlılık aylıklarının istirdadına ilişkin…….sayılı dava dosyası da incelenerek yapılacak araştırma sonucu, davacının, tedavinin yapıldığı tarihlerde, 5335 sayılı Kanun gereği yaşlılık aylığının kesilmesini gerektirecek şekilde çalışmasının bulunduğunun anlaşılması durumunda, Kurum’dan aylık alamayacağından, aylık nedeniyle sağlık sigortasından da yararlanamayacağı gözetilerek; bu durumda, uyuşmazlığın temelini oluşturan çalışmalar uzun vadeli sigorta kollarında gerçekleşmiş sayılacaktır. Bu durumda davacı, yasanın aradığı prim gün sayısının bulunması şartıyla sağlık yardımından yararlanabileceği gibi; Ayrıca, aylık bağlandıktan sonra çalıştığı dönemlerde başka birisinin hak sahibi olarak (örneğin, evli ise, eşinin sigortalı olarak çalışması nedeniyle ödenen prim gün sayısına göre veya çalışmaları nedeniyle aylık alıyor olması durumunda, davacı da, eşinin hak sahibi olarak sağlık sigortasından yararlanabilecektir) sağlık yardımından yararlanıp-yararlanamayacağı araştırılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; bu yönde uyulan bozma kararı gereği araştırma yapılmaksızın, davacının sosyal güvenlik destek primine tabi gerçekleştiği belirtilen sonraki çalışmasının sağlık sigortası yönünden müstehaklık sağlamayacağı hatalı gerekçesine dayalı olarak, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
……