Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/1072 E. 2013/16055 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1072
KARAR NO : 2013/16055
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, 6183 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve maaşına konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davacının ortağı olduğulimited şirketine ait işyerinin prim borçları nedeniyle yürütülen 1997/7183 Sayılı takip dosyasına konu amme alacağının zamanaşımına uğradığından bahisle, Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve maaş haczinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 6183 sayılı Yasa’nın 103. maddesi olup, anılan düzenleme ile tahsil zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup ; ” 1. Ödeme, 2. Haciz tatbikı, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. Amme alacağının teminata bağlanması, 9. kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, 11. (Ek bent: 25/12/2003 – 5035 S.K./1. md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma karariyle kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rasladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükmü öngörülmektedir.
Dosya kapsamına göre, 1997/7183 sayılı takip dosyasında gönderilen haciz bildirileri ile fiilen bir haciz yapılamadığı, bu nedenle ödeme emrinin tebliği ile başlayan tahsil zamanaşımını kesen bir işlemin olmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm temyiz edenin sıfatına göre bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.