Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/11266 E. 2013/22164 K. 25.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11266
KARAR NO : 2013/22164
KARAR TARİHİ : 25.11.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, 506 sayılı Kanunun 80.maddesinde, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereğinin öngörülmüş olması, 5198 sayılı Kanunla, aynı maddede yapılan Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığına yönelik düzenlemenin 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması, bu tarihler arasında tahakkuk eden prim borçları yönünden 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, sürenin başlangıcının ise, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşı olması, kesinleşen mahkeme kararı sonrası tahakkuk ettirilen prim borçları yönünden 2004 yılı başından itibaran işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin 2008 yılı sonu itibariyle dolmuş bulunması ve bu çerçevede ödeme emrinin tebliğ edildiği 27.04.2009 tarihine göre davaya konu prim borçlarının zamanaşımına uğradığının belirgin olması gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkeme kararının kesinleşmesinden önce gecikme zammı işletilmesinin mümkün olmadığına ilişkin gerekçe oluşturulmuş olmasının sonuca etkili olmamasına göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi gereğince “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri
saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Belirlenen bu ücret tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” içerikli açık yasal düzenlemedeki son cümle olan “Belirlenen bu ücret Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” ifadesinin yürürlüğünün Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30.06.2011 günlü, YD İtiraz No:2011/321 sayılı Kararı ile yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olduğundan ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde yer alan, “Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” hükmü gereği karar tarihindeki tarife gereğince hükmedilen alacak miktarı esas alınarak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Hükümdeki “1100,00” rakamları silinerek, yerine, “736,97” rakamları yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.