YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11425
KARAR NO : 2013/25968
KARAR TARİHİ : 27.12.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :2010/1110-2012/1609
Davacı, 22.09.1993-30.05.2000 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmasının tüm sigorta kollarına tabi olarak geçtiğinin tespitini talep etmiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dosya içeriğinde yer alan belgelerden davacının, hizmet tespiti istediği sürelerde, Türk soylu yabancı olduğu belirgindir. 2527 sayılı Türk Soylu Yabancıların Türkiye’de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin Kanunun 3. maddesinde “Türk soylu yabancıların, kanunlarda Türk vatandaşlarının yapabileceği belirtilen meslek, sanat ve işlerde çalışabilme ve çalıştırılabilmeleri için, özel kanunlarda aranan nitelikleri taşımak ve yükümlülükleri yerine getirmek şartıyla, bu Kanun ve Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanuna göre, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları ile diğer ilgili bakanlık ve kuruluşların görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca izin verilir.”, 5.maddesinde de “Bu Kanununun kapsamına girenler; çalıştıkları kamu/özel kuruluş veya işyerinde uygulanan personel, sosyal güvenlik, çalışma, çalıştırma ve diğer konulara ilişkin mevzuat hükümlerine tabidir.”hükmünün öngörülmüş olmasına göre, bu özellikteki kişilerin Türk Vatandaşları gibi sosyal güvenlik haklarından da yararlanabilecekleri düzenlenmiştir.
Mahkemece, kurulan hükümde; 1993-2000 yılları arasında geçen çalışmaların 506 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmemesi doğru değildir.
Hükme dayanak yapılan 506 sayılı Kanunun “Sigortalı sayılmayanlar” başlığını taşıyan 3. maddesinin (II) numaralı bendinde kimler hakkında bazı sigorta kollarının uygulanmayacağı belirtilmiş olup, (A) alt bendi “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, bir işveren emrinde çalışan ve Türk uyruklu olmayan kimselerden Kurumdan yazılı istekte bulunanlar hakkında ve istek tarihinden sonraki
aybaşından başlanarak uygulanır.” hükmünü içermekte olup, anılan bend 06.08.2003 tarih ve 25191 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 57. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. İlga edilen düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, Türk uyruklu olan kimseler yönünden herhangi bir engelleyici veya kısıtlayıcı hüküm söz konusu değildir.
Bu nedenle, davalı işveren yanında hizmet akdine dayalı olarak geçen çalışmaların 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı çalışma olarak değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda, hizmet akdi kapsamında olduğu kabul edilen süreler yönünden davacının aynı zamanda 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 27/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.