Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/1509 E. 2013/17833 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1509
KARAR NO : 2013/17833
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK.) 297. maddesinin b bendinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “tarafların ve davaya katılanların kimlikleri..” yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınması gerekmekte olup, hakkında karar verilen dahili davalının ismine karar başlığında yer verilmemesine ilişkin yanlışlığın HMK.’nın 304. maddesi uyarınca mahallinde herzaman düzeltilmesinin mümkün olmasına göre, bozma nedeni yapılmayarak sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
1-)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/10-642 E., 2012/38 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, 25.03.2003 – 16.09.2003 döneminde Kuruma bildirimi olmasına karşın, mükerrer tespit kararı verilmesinde davacının çıkarı olmadığı gözetilmeksizin aynı dönemle çakışacak şekilde davacının çalıştığının tespiti kararı verilmiş olması;
2-)1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesinde; Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasında “istemle bağlılık” ilkesi egemendir. Öte yandan, dava açmanın maddi hukuk ve usul hukuku bakımından sonuçları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 116, 123 ve 141. maddelerinde düzenlenmiş olup, dava açılmasının usul hukuku bakımından doğurduğu sonuçlardan biri de, her davanın açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmasıdır. Hüküm, uyuşmazlığın başladığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş olayları kapsar. Özel bir nedeni olmadıkça davadan sonraki olayları ve hakları kapsamaz, aksinin kabulü anılan Kanunun 297. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen ilkelere aykırılık oluşturur. Bu yasal çerçevede; talep olmamasına karşın ve davanın açıldığı tarihin sonrasını kapsayacak şekilde 2004 ve 2007 yıllarına ilişkin davacının çalıştığının tespiti kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hükmün “1-a” maddesindeki “01/06/2003-15/09/2003 tarihleri arasında 105 gün, 01/06/2004-15/09/2004 tarihleri arasında 105 gün, … 01/06/2007-15/09/2007 tarihleri arasında 105 gün olmak üzere toplam 525 gün” ibaresinin silinerek hükümden çıkarılmasına, gerekçenin buna uygun hale getirilmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.