Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/15447 E. 2013/22010 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15447
KARAR NO : 2013/22010
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacı, yurtdışı borçlanma talebini reddeden Kurum işleminin iptalini, Türk vatandaşı iken yurtdışında geçen çalışmalarını 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanabileceğinin ve borçlanma tutarının, borçlanma başvuru tarihine göre belirlenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, yurtdışı borçlanma talebini reddeden kurum işleminin iptali, Türk vatandaşı iken geçen yurtdışı hizmet sürelerinin 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanabileceğinin tespiti ve borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarının, borçlanma başvuru tarihine göre belirlenmesi gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacının, Türk vatandaşı iken yurtdışında geçen hizmet sürelerini 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitine karar verilirken; borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarının ise, yeniden yapılacak başvuru tarihine göre saptanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş olup; Mahkemenin, borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarına ilişkin kararı hatalıdır.
3201 sayılı Kanunun “Döviz ile değerlendirme” başlıklı 4.maddesi, “Sosyal güvenlik kuruluşlarınca döviz ile değerlendirilecek sürelerin her bir günü için tahakkuk ettirilecek prim, kesenek ve karşılık borcu tutan bir dolardır. Dövizin cinsi ve miktarı Bakanlar Kurulu Karan ile değiştirilebilir. Değişen miktar, tahakkuk ettirilmiş borçların tamamını ödememiş olanların bakiye borç sürelerine de uygulanır….” Hükmünü; aynı yasanın geçici 2.maddesinin ikinci fıkrası ise, “Ancak, 4’üncü madde hükümlerine göre tahakkuk ettirilen borç miktarı ödeme tarihindeki doların Türk Lirası karşılığı esas alınarak hesap ve tahsil edilir.” hükmünü içermekte iken; anılan geçici 2.madde, 5510
sayılı Yasanın 106. maddesi ile tamamen yürürlükten kaldırıldığı gibi; aynı yasanın 4.maddesi de, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı yasanın 79. maddesiyle değişikliğe uğramıştır.
5754 sayılı Kanunun 79.maddesiyle değişik 3201 sayılı Kanunun “borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi” başlıklı 4.maddesi ise, “borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82’nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32’sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir…” hükmünü içermekte olup; anılan madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmalarda, borçlanma tutarının belirlenmesindeki “ödeme tarihi” kıstası, “borçlanma başvuru tarihi” olarak değişikliğe uğramıştır.
Şu halde, borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarının, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, borçlanma başvuru tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca saptanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının birinci paragrafında yazılı “Davanın kısmen kabul ve kısmen reddine” sözcükleri silinerek, yerine, “Davanın kabulüne” sözcüklerinin; ikinci bendinde yazılı cümle silinerek, yerine, “Davacının, borçlanma için Kurum’a başvurduğu 20.06.2012 tarihindeki sigorta primine esas kazançlar esas alınarak borçlandırılması gerektiğinin tespitine” cümlesinin; davalı lehine vekalet ücretine ilişkin dördüncü bendinin tamamı ile yargılama giderine ilişkin yedinci bendinde yazılı “kabul ve red oranına göre takdiren 150,75 TL’sinin” ve yine aynı bentte yazılı “bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına” rakam ve sözcüklerinin silinerek hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.