Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/1595 E. 2013/17945 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1595
KARAR NO : 2013/17945
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti ve eksik ödenen fark aylıklarının yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 20.02.1987 tarihinde…… işe başladığından bahisle, kuruma eksik bildirilen hizmet süresinin tespiti ile eksik ödenen fark aylıklarının yasal faiziyle tahsilini talep etmiş olup; Mahkemece, 20.02.1987 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak çalışmaya başladığının, 20.02.1987-22.01.1988 tarihleri arasında 332 gün kuruma bildirilmeyen çalışması olup emekli aylığının bu sürenin de dikkate alınarak hesaplanması gerektiğinin tespitine, eksik ödenen emekli aylığının yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 49’uncu maddesinde, iki taraftan biri davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye rücu hakkına sahip olduğu düşüncesinde ise, yerine geçerek davayı takip edeceğini veya davada üçüncü kişi sıfatıyla kendisine katılma gereğini, davanın her aşamasında o kişiye ihbar edebileceği, 50’nci maddesinde, üçüncü kişinin, ihbar eden kimsenin yerine geçerek davayı takip etmeyi kabul etmesi durumunda davada kendisi yerine yalnız ihbar eden kişiyi temsil edeceği, 51’inci maddesinde, üçüncü kişinin, ihbar eden kimsenin yerine geçerek davayı takip veya davaya müdahale etmediği takdirde, ihbar edenin davada yer almak zorunda olduğu açıklanmış, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Söz konusu Kanunun “İhbar ve şartları” başlığını taşıyan 61’inci maddesinde, taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceği, “İhbarın şekli” başlıklı 62’nci maddesinde, ihbarın yazılı olarak yapılacağı, ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerektiği, “İhbarda bulunulan kişinin durumu” başlığını taşıyan 63’üncü maddesinde, dava kendisine ihbar edilen kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabileceği belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, inceleme konusu davada, dava kendisine ihbar edilen ….. Genel Müdürlüğünün taraf sıfatıyla yer almadığı ve davalı konumunda bulunmadığı belirgindir.
Hizmet tespiti davalarında…..yasal hasım konumunda olup, elde edilecek hükmün sigortalılık hakları yönünden uygulayıcısı konumundadır. Husumet konusu öncelikle halledilmesi gerektiğinden Kurum yanında, tespiti istenen sürede; işyerinde, işveren olarak bulunanların tümü kendi hak alanını da ilgilendirdiğinden zorunlu dava arkadaşıdır. Zira, davanın niteliği itibariyle alınacak ilam, sonuçta kurum tarafından infaza ve böylece sigortalının bu hakkının tesciliyle sigorta primlerinin işverenden tahsiline yol açacağından sigortalıyı çalıştıran gerçek veya tüzel kişilere karşı da dava açılması gerekir. Hal böyle olunca; öncelikle, dava konusu dönemde işverenlik sıfatı araştırılarak HMK’nun 124. Maddesi gereğince husumet yöneltmesi için davacıya süre verilmeli, davaya iştiraki sağlandıktan sonra sunulan tüm deliller toplanıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.