YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19463
KARAR NO : 2013/20181
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, Bağ-Kur ve SSK hizmet sürelerinin tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aylığa hak kazandığı tarihten itibaren birikmiş olan aylıkların yasal faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu somut olayda; spor salonu işletmeciliğinden dolayı 08.03.1995-30.03.2004 tarihleri arasında vergi kaydı olan davacının, Kurum kayıtlarına 26.02.2001 tarihinde intikal eden giriş bildirgesine istinaden 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescili yapıldığı, Mahkemece 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanunun 24 üncü maddesindeki yasal düzenleme gereğince, 08.03.1995-03.10.2000 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması gerektiği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; şarta bağlı olarak “1479 sayılı yasanın geçici 10/son fıkrasına göre kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığı, ancak 08.03.1995 – 03.10.2000 dönemine ait sigortalılık süresine ilişkin prim ve gecikme zammı borcunu kuruma ödediğini izleyen aybaşından itibaren kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, ” ilişkin hükmü isabetsiz bulunmuştur..
6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; ”hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Doktrinde; “şarta bağlı hükümlerin maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olmadıkları gibi şüphe ve tereddüt uyandırmaları nedeniyle cebri icra bağlamında icra
edilememe riskiyle de karşı karşıya kalabilecekleri, hükmün hukuki sonuçlar doğurabilmesinin veya doğurduğu sonuçların ortadan kalkmasının, muhakemeye tümüyle yabancı olan bir olayın gerçekleşip gerçekleşmemesine bağlanması muhakeme usulünün amacıyla da bağdaşmadığı” ifade edilmektedir (TANRIVER, Süha, Şarta Bağlı Hüküm Kavramı ve Verilip Verilemeyeceği Sorunu, Makalelerim I, Ankara 2005, s. 83-87 ).
1479 sayılı Kanunun 4447 sayılı Kanun ile değişik 35 inci maddesine göre, yaşlılık aylığından yararlanabilmek için; sigortalının talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması şart olup, Mahkemece; davacıya tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlama koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek, diğer koşulların oluşması halinde usul ekonomisi yönünden yargılamanın devamı sırasında ödeme yapılması halinde borcun ödendiği tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilebileceği hususu da gözetilerek, hasıl olacak sonuca göre, bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde şarta bağlı olarak karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.